<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Cihan Çıplak &#187; Genel</title>
	<atom:link href="http://www.alicihan.com/category/genel/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.alicihan.com</link>
	<description>A blog for ideas and more...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 May 2010 15:52:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Google Kullanma Kullandırtma!</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/07/22/google-kullanma-kullandirtma/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/07/22/google-kullanma-kullandirtma/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Jul 2009 17:00:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[arama motoru]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[yahoo]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde bir moda olan “xxx ülkesinin mallarını boykot” kampanyasına ben de Google boykotu ile katılmayı düşünüyorum. Sebebi ise artık dev bir online çöplük olan google ın tamamen yanlış ve saçma arama sonuçları vermesi. Konuyu biraz daha geriden ele alarak yazayım. İnternetin ülkemizde hızla yayıldığı 1996 ve 2000 yılları sürecinde çoğu insanımız yahoo yu bilirdi. Internet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_134" class="wp-caption alignleft" style="width: 250px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/07/no-to-google.jpg"><img class="size-full wp-image-134 " title="no-to-google" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/07/no-to-google.jpg" alt="no-to-google" width="240" height="160" /></a><p class="wp-caption-text">No to Google</p></div>
<p>Ülkemizde bir moda olan “xxx ülkesinin mallarını boykot” kampanyasına ben de Google boykotu ile katılmayı düşünüyorum. Sebebi ise artık dev bir online çöplük olan google ın tamamen yanlış ve saçma arama sonuçları vermesi. Konuyu biraz daha geriden ele alarak yazayım. İnternetin ülkemizde hızla yayıldığı 1996 ve 2000 yılları sürecinde çoğu insanımız yahoo yu bilirdi. Internet demek yahoo demekti ve girip orda ne konuda bilgi edinmek isterseniz yazardınız. Zaten başka şekilde link yazarak bir siteye gitmek imkansız gibiydi çoğu kişinin gözünde. Hatta bu kavrama çoğu kişi oldukça yabancıydı. Ancak yahoo kısa süre içinde hızla şişmeye başladı. Ana sayfa, yüzlerce linkin olduğu, haberlerin, maillerin magazinin olduğu, kocaman bir karamaşaydı artık. Tam da bu sıralarda google projesinden bahsedilmeye başlandı. Sayfayı ilk gördüğümde ben de büyülenmiştim. Sadece bir “text-box” ve “search” butonu. İşte budur demiştim. <span id="more-132"></span></p>
<p>2009 yılının ilk çeyreğine kadar büyük bir google fanatiği olarak hemen her hizmetinden sonuna kadar yararlanıp ne kadar güzel işler çıkardığını her ortamda dile getiriyordum. Aslında beni rahatsız eden arama algoritmasındaki sorunlar hiç de yeni sorunlar değildi ancak biraz da google a yönelik pozitif önyargımdan dolayı görmezden geliyordum ve google’ın bu hataları zamanla düzelteceğini düşünüyordum. 2007 den beri sorunlar artarak sürmekteydi. Ben ise gereksiz arama sonuçlarındaki sitelerin google tarafından yasaklanacağını ve arama kalitemizin sürekli artacağını bekliyordum. Oysa zamanla tam tersi oldu ve son ekonomik krizin de etkisi ile google para hırsına yenik düştü. Çünkü boş içerikli sahtekar siteler google reklamlarına ciddi paralar ödüyorlardı, oysa bilgi içeren doğru düzgün sitelerin çoğu gönüllü amatörlerin kurdugu sitelerdi ve reklam içermiyorlardı. Google’ın bu sitelerin hit almasından hiçbir karı olmayacaktı. Dolayısıyla bizzat kendi açıklaması olan “spam siteleri yasaklayacağız” önermesi tam bir hüsranla sonuçlandı. Google artık “spam içerik” ve “duplicate content”e sahip sahte sitelerle dolu sonuçlar getiren dev bir online çöplüğe dönüştü. Eğer ciddi bir konuda araştırma yapıyorsanız bununla ilgili en doğru içeriğe sahip siteyi nerden bulursunuz tam olarak bilemiyorum ancak kesin bildiğim bir şey var ki o da google’dan asla bulamayacağınızdır. İlk 10 veya 100 sonuç için söylemiyorum bunu. Hiçbir sonucunda size özgün ve güzel bilgiyi google sunmayacaktır.</p>
<p>Bir zamanlar yahoo’nun tahtını kimsenin sarsamayağına inananlar google ın yaptıklarına hayretle bakmıştı bu şekilde devam eden google’ın altı aylık ömrü vardır. Online dünyada insanlar hiçbir ürünle veya hizmetle gönül bağı kurmaz. Mahallesinin bakkalına bağlı olduğu gibi bağlı değildir bunlara. Daha iyi hizmeti gördüğü anda eski alışkanlıklarını bir saniyede değiştirir ve bir daha da dönüp bakmaz. Google da bir anda eski bir anı olarak ara sıra nostaljik aramalar ve mail hizmeti için kullanılır. İnternetteki webmaster forumlarına bir göz atarsanız bir çok kullanıcının ve web programcısının “google neden artık sitemi indekslemiyor”, “sitemin ratingleri hızla düştü”, “google ın sonuçları tam bir rezalet”, “google da hit kaybı”, “sitemiz google da çıkmıyor” gibi yüzlerce şikayeti olduğunu görebilrsiniz.  Google algoritmalarını en kısa sürede düzeltmedikçe google yerine alternatifleri öncelikli olarak kullanmaya çalışacağım ancak ne yazık ki büyük firmalardan biri çıkıp da adam gibi bir arama sitesi yapmıyor. Eğer arama motoru yapma niyetinde olanınız varsa tam zamanı diyorum.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=132&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/07/22/google-kullanma-kullandirtma/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“FERMAT’nın Son Teoremi”</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/07/18/%e2%80%9cfermat%e2%80%99nin-son-teoremi%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/07/18/%e2%80%9cfermat%e2%80%99nin-son-teoremi%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Jul 2009 20:28:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Andrew Wiles]]></category>
		<category><![CDATA[Fermat]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[Pisagor]]></category>
		<category><![CDATA[Simon Singh]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=120</guid>
		<description><![CDATA[Gerek kurgusu gerek içeriği ile çok beğendiğim bir kitap. Meşhur Fermat Teoreminin hikayesini mükemmel bir şekilde anlatan bu kitabı, içindeki matematiksel teoremlerin hiçbirini atlamadan  bir solukta okudum. Kitabı elinize alıp gözattığınızda bir matematik kitabı imajı veriyor ve özellikle matematiğe yabancı dimağları korkutabiliyor. İlk bölümlerde hikayeyi eski yunandan başlatıp günümüze kadar mükemmel bir ustalıkla işleyen ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_126" class="wp-caption alignleft" style="width: 186px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/07/fermat1.jpg"><img class="size-full wp-image-126  " title="Fermat" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/07/fermat1.jpg" alt="Fermat nın Son Teoremi" width="176" height="256" /></a><p class="wp-caption-text">Fermat&#39;nın Son Teoremi</p></div>
<p>Gerek kurgusu gerek içeriği ile çok beğendiğim bir kitap. Meşhur Fermat Teoreminin hikayesini mükemmel bir şekilde anlatan bu kitabı, içindeki matematiksel teoremlerin hiçbirini atlamadan  bir solukta okudum. Kitabı elinize alıp gözattığınızda bir matematik kitabı imajı veriyor ve özellikle matematiğe yabancı dimağları korkutabiliyor. İlk bölümlerde hikayeyi eski yunandan başlatıp günümüze kadar mükemmel bir ustalıkla işleyen ve değindiği her konunun aslında Fermat’nın teoremi ile bir şekilde ilişkisi olduğunu sunan üslubuyla, bu teoremleri sunan matematikçilerin yaşamlarını da çok iyi işleyerek ilerliyor. Bu yaşamlardan, matematiğin ötesinde de bir çok bilgi ediniyoruz. Bahsedilen matematikçilerden bir çoğu tanıdık bildik isimler; Pisagor, Euler, Cauchy, Lagrange, Gauss, Alan Turing, John von Neuman. Bunlara bir çok önemli ve yeni isim ekliyoruz ki bunların en önemli üç tanesi Taniyama, Shimura ve Andrew Wiles.</p>
<p>Simon Singh’in kitabı özellikle bilimsel veya teknik alanlarda çalışan herkes için tam bir ilham kaynağı olmanın ötesinde aynı zamanda bir yol gösterici ve bir rehber. Büyük dehaların nasıl yılmadan çalıştıklarını, amaçlarına ulaşmalarındaki kararlılıkları ve bilimin gelişiminin önemli adımlarını görüyoruz. Aynı zamanda bilimsel duraklama hatta gerileme dönemlerinin hangi bağnazlıklar sonucu olduğunu insalığa zarar veren sapkın fikirlerin  nasıl bilime karşı savaş verdiğini de görüyoruz.<span id="more-120"></span></p>
<p>Kitabın bütününden çıkardığım en önemli sonuçlardan birisi de, eğer bilimsel bir çalışma yapıyorsanız ve yeni bir takım teorileri ispatlamak ya da daha iyi açıklamak gibi fikirleriniz varsa, sizden öncekilerin çalışmalarına titizlikle yaklaşmanız gerektiğidir.  Onların ne kadar iyi ve deha oldukları hem sizi korkutmamalı hem de önyargı oluşturmamalı. Ancak kesinlikle küçümsememelisiniz de. Kısacası yeni bir alanda bir bilimsel teoriyle uğraşıyorsanız onun tarihsel sürecini de incelemeniz oldukça yararlı olacaktır.</p>
<p>Bu arada madem koskoca bir kitapta Fermat’nın ortaya attığı meşhur problemden bahsediliyor, buna da kısaca değinelim. MÖ 500’lü yıllarda Pisagor, tüm dik üçgenler için, z hipotenüs olmak üzere:</p>
<p>x<sup>2</sup> + y<sup>2</sup> = z<sup>2</sup></p>
<p>Denklemini ispatlayarak bilim tarihinde inanılmaz bir olayı gerçekleştiriyordu. Sadece geometri için önemli olan bir buluşun ötesinde mutlak doğru ve ispat kavramlarını da oldukça geliştiriyordu. Bu teoremden hareketle, Pisagor’dan yıllar sonra (17 yy da), Fermat, matematikçiler için kabus olacak bir problem ortaya atıyordu ve işin daha da kötüsü problemin çok çok kolay gözükmesiydi. Fermat’nın sorusu tam olarak şudur:</p>
<p>n &gt; 2 için</p>
<p>x<sup>n</sup> +y<sup>n</sup> = z<sup>n</sup> denkleminin tam sayılı çözümünün mevcut olmadığını gösteriniz.</p>
<p>Fermat bu kadarıyla da yetinmemiş, ispatı yaptığını ve açıklamayacağını da eklemiştir. Notlarında benzer iddialarla yazdığı diğer teorileri zamanla ispatlanınca matematikçiler için bu teoremi çözmek artık bir meydan okumaya dönüşmüştür. Kendisinin bunu çözüp çözemediği ise, Fermat ile birlikte bir sır olarak yok olmuştur.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=120&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/07/18/%e2%80%9cfermat%e2%80%99nin-son-teoremi%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Bilim ve Teknik&#8221; Haziran Sayısı</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/06/24/bilim-ve-teknik-haziran-sayisi/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/06/24/bilim-ve-teknik-haziran-sayisi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 24 Jun 2009 00:58:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Bilim ve Teknik]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim]]></category>
		<category><![CDATA[Virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=110</guid>
		<description><![CDATA[Meşhur, aylık popüler bilim dergimiz olan Bilim ve Teknik’ten bahsedeceğim. Bir süredir dergiyi takip etmiyordum ancak şu son evrim tartışmalarından sonra Haziran ayında yeniden kapak konusu evrim olunca biraz da inadına derginin Haziran sayısını aldım. Gerçekten çok güzel bir sayı ve ben görmeyeli bilim teknik dergisi oldukça güzel bir tarza da kavuşmuş. Yazıları ve içeriği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_109" class="wp-caption alignleft" style="width: 182px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/BTHaziran09.png"><img class="size-full wp-image-109" title="BTHaziran09" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/BTHaziran09.png" alt="Bilim ve Teknik Haziran" width="172" height="220" /></a><p class="wp-caption-text">Bilim ve Teknik Haziran</p></div>
<p>Meşhur, aylık popüler bilim dergimiz olan Bilim ve Teknik’ten bahsedeceğim. Bir süredir dergiyi takip etmiyordum ancak şu son evrim tartışmalarından sonra Haziran ayında yeniden kapak konusu evrim olunca biraz da inadına derginin Haziran sayısını aldım. Gerçekten çok güzel bir sayı ve ben görmeyeli bilim teknik dergisi oldukça güzel bir tarza da kavuşmuş. Yazıları ve içeriği ile oldukça okunaklı ve ilgi çekici. Özellikle Haziran sayısı sadece evrim kapak konusu ile  çıkmamış amiyane tabiriyle evrim karşıtlarına da kapak olmuş.</p>
<p>Oldukça geniş yer ayrılmış evrim konusuna ve genetikten sanata, dilbilimden virüslere kadar çeşitli başlıklarda evrim ele alınmış. Özellikle virüsler ile ilgili olan yazı gerçekten çok güzel bir konuya çok güzel bir şekilde değinmişti. Zaten önyazısını okuyunca gerisini de getiriyorsunuz. 2003 yılındaki gen haritası çalışmalarından elde edilen çok ilginç bir bulgudan bahsediyordu. İnsan DNA’sının %8 gibi önemli bir kısmını, milyonlarca yıldır insan türünü hedef alan virsülerin kalıntılarının oluşturduğundan bahsediyordu. İnsan DNA’sının bir parçası haline gelen bu virüslerin insan kökeni hakkında nasıl fikir verdiğini de açıklıyordu. Daha fazla “Spoiler” vermeyip dergiyi tükenmeden edinmezi tavsiye edeceğim.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=110&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/06/24/bilim-ve-teknik-haziran-sayisi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sitemin Yeni Tasarımı</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/06/01/sitemin-yeni-tasarimi/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/06/01/sitemin-yeni-tasarimi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 03:20:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=88</guid>
		<description><![CDATA[Öncelikle neden böyle bir konuda yazı yazdığımdan bahsederek başlayayım. Sitemin tasarımı bir türlü içime sinmiyordu ve sürekli bir arayış içindeydim. Daha önce Brian Gardner&#8217;ın WordPress için tasarladığı ve ücretli olarak satılan &#8220;Revolution&#8221; temasından etkilenip ona benzer bir tasarımı kendim düzenleyerek yapmıştım.  Çok uzun süre bunu kullandım. Bu tema&#8217;nın görünümü de aşağıdaki gibiydi. İlerleyen süreçte, boş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öncelikle neden böyle bir konuda yazı yazdığımdan bahsederek başlayayım. Sitemin tasarımı bir türlü içime sinmiyordu ve sürekli bir arayış içindeydim. Daha önce Brian Gardner&#8217;ın WordPress için tasarladığı ve ücretli olarak satılan &#8220;Revolution&#8221; temasından etkilenip ona benzer bir tasarımı kendim düzenleyerek yapmıştım.  Çok uzun süre bunu kullandım. Bu tema&#8217;nın görünümü de aşağıdaki gibiydi.</p>
<div id="attachment_89" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/blogu1.jpg"><img class="size-medium wp-image-89" title="Sitemin İlk Hali" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/blogu1-300x229.jpg" alt="Sitemin İlk Hali" width="300" height="229" /></a><p class="wp-caption-text">Sitemin İlk Hali</p></div>
<p>İlerleyen süreçte, boş zamanlarımda sürekli yeni temalarla uğraşıp sitemin asıl amacı olan içerik kısmını sürekli ihmal ettim. Ne zaman yazı yazacak olsam sürekli tasarıma takılıp kayboluyordum. &#8220;Sitemin İlk Hali&#8221; olan tema aslında oldukça okunaklı ve sade bir arayüze sahipti. Ancak ben güncellemeye kararlıydım. Daha sonra teknik alt yapısı ve kişiselleştirilebilme özellikleri incelediğim tüm parayla satılan profesyönel temalardan çok daha iyi olan &#8220;Arras Theme&#8221; kullandım. Gerçekten çok büyük içerikleri dahi çok güzel bir şekilde sunabilecek bir tema olarak tasarlanmıştı ve 7 adet &#8220;widget&#8221; desteği ve sayısız düzenlenebilir alanıyla mükemmel bir temaydı ancak siteme her girdiğimde bir &#8220;ntvmsnbc&#8221; veya &#8220;bbc.com&#8221; havası oluyordu. Oysa benim amacım ayda yılda bir girdiğim naçizane fikirlerimi eş-dost la paylaşmaktı. Bu yazılarımda oldukça okunaklı ve sade bir şekilde güzel bir tasarımla sunulmalıydı. Bu arada sitemin Aras Theme ile yayındaki halinden bir ekran görüntüsü de ekleyeyim.<span id="more-88"></span></p>
<div id="attachment_90" class="wp-caption alignleft" style="width: 310px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/blogu2.jpg"><img class="size-medium wp-image-90" title="Arras Theme" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/blogu2-300x228.jpg" alt="Arras Theme" width="300" height="228" /></a><p class="wp-caption-text">Arras Theme</p></div>
<p>En sonunda &#8220;<a href="http://www.elegantthemes.com/">Elegant Themes</a>&#8221; in basic adlı teması&#8217;nı tesadüfen farkettim ve işte budur dedim. Kısa bir çalışmadan sonra sitemin son halini yükleyip yeni arayüze ilk yazımı da hemen yazayım dedim. Sitemin bu haliyle uzun süre devam etmeyi ve asıl yoğunlaşmam gereken konu olan yazı yazmayı sürdüreceğim.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=88&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/06/01/sitemin-yeni-tasarimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Haydi Gel Bizimle Ol&#8221;</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/10/25/haydi-gel-bizimle-ol/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/10/25/haydi-gel-bizimle-ol/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 25 Oct 2007 13:59:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Arman]]></category>
		<category><![CDATA[Aysun Kayacı]]></category>
		<category><![CDATA[Haydi gel bizimle ol]]></category>
		<category><![CDATA[Müjde Ar]]></category>
		<category><![CDATA[NTV]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Kür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/10/25/haydi-gel-bizimle-ol/</guid>
		<description><![CDATA[NTV de yeni bir program yayayına başlamış, &#8220;Haydi Gel Bizimle Ol&#8221;. Bu programı izlerken kafama takılan bir kaç noktadan bahsedeyim. Öncelikle Pınar Kür adlı hanımefendinin alakalı alakasız her konuda &#8220;Ben 68 Baharında Fransa&#8217;daydım&#8221; açıklamasından başka söyleyecek birşeyi yok gibi. Halktan çok kopuk ve yozlaşmış burjuva entellektüeli olmayı solculuk sayan ve bundan prim yapan birisi. Buna [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.alicihan.com/images/haydi-gel.jpg" alt="Haydi gel bizimle ol, NTV" style="padding: 5px; float: left" />NTV de yeni bir program yayayına başlamış, &#8220;Haydi Gel Bizimle Ol&#8221;. Bu programı izlerken kafama takılan bir kaç noktadan bahsedeyim. Öncelikle Pınar Kür adlı hanımefendinin alakalı alakasız her konuda &#8220;Ben 68 Baharında Fransa&#8217;daydım&#8221; açıklamasından başka söyleyecek birşeyi yok gibi. Halktan çok kopuk ve yozlaşmış burjuva entellektüeli olmayı solculuk sayan ve bundan prim yapan birisi. Buna karşın bir de Aysun Kayacı var. Magazin dışında herhangi bir konuda konuşulduğunda ise, bu güzel kızımızın surat ifadesi gerçekten görmeye değer. Matrix filminde Neo&#8217;ya bilgi yüklenirken suratı şekilden şekile giriyor, kaşı gözü oynuyor,  kirpikleri titriyor ve yüzü kasılıyordu. Fazla bilgi Aysun Hanım&#8217;da böyle bir aşırı yükleme etkisine neden olmuşçasına bir anda susup dinlemeye başlıyor ve bu esnada Neo gibi tepkiler veriyor. <span id="more-17"></span>     Kaç program daha dayanabilir bilemiyorum açıkçası. Ama yine de Aysun Kayacı&#8217;nın hakkını yememek lazım. En azından  durumunun farkında, öğrenmeye hevesli ve ukalalık yapmıyor. Bilmiyorsa dinliyor veya bazı konuşmalarından anlıyoruz ki artık brişeyler de okumaya başlamış.</p>
<p>Önemli karakterlerden biri olan Müjde Ar&#8217;dan bahsedelim. Şimdilik pogramın parlayan yıldızı Müjde Hanım bence. En büyük avantajı, samimi ve doğal tavrı ama bu yine de onun filmlerindeki rollerinden çok da uzak bir yaşamı yokmuş gibi duran izlenimini kapatamıyor. Elbetteki öyle biri değildir ama sözleri bazen sınırları fazla aşıyor. Belli ki çok farklı tecrübeler yaşamış ve daha sıradışı bir hayatı olmuş. Ayşe Arman&#8217;a diyeceğim fazla birşey yok. Program sadece kendisininmiş gibi davranıyor. Bir Ali Kırca, bir Can Dündar edası ile sağı solu susturuyor, konuları O başlatıyor, O bitiriyor; soruları O soruyor. Sevemedim ben bu Hanımı, biraz daha mütevazi olsa daha güzel olacaktı progam.</p>
<p>Son olarak Pınar Kür Hanım&#8217;a tekrar değinmek istiyorum. Bu Kadın gerçekten bu programdaki en antipatik kişilik. Sol fikirler namına çok az yüzeysel bilgisi ile halktan çok uzak ve kopuk olduğu halde sembolik kavramlar üzerinden solculuk taslaması çok rahatsız edici. Bu tavrından benim anladığım, bir yazar olarak Pınar Hanım bu ülkede en çok kitap okuyan kitleye ulaşmaya çalışıyor, kısacası sadece çıkarları sözkonusu. Bakalım önümüzdeki günlerde programın seyri ne şekilde olacak. Bana sorarsanız her kitleye olabildiğince hitap eden 4 farklı kişiliği bir programda toplamak iyi fikir ama bizim toplumumuz konuşan ve fikir beyan kadınları pek de sevmez. Belki bu program vesile olur da alışırlar kadınları dinlemeye.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=17&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/10/25/haydi-gel-bizimle-ol/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Barajların Doluluk Oranı</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Oct 2007 20:02:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[barajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Barajların doluluk oranı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[NTV]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle bu yıl hayatımıza yeni bir kavram daha girdi, &#8220;barajların doluluk oranı&#8221; kavramı. Hava durumunda verilen bu oranlar artık herkesin daha çok ilgisini çeker oldu. Hatta hava sıcaklığından, yağmurdan veya kardan daha çok takip ediliyor yorumlar yapılıyor. Ne amaçla insanları bundan haberdar ettiklerine tam bir yorum getiremesem de sanırım şunu demeye çalışıyorlar; &#8220;bakın azalıyor sular, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.alicihan.com/images/barajlar.jpg" alt="Barajların doluluk oranı" style="float: left; padding-right: 5px; padding-bottom: 5px; padding-top: 5px" />Özellikle bu yıl hayatımıza yeni bir kavram daha girdi, &#8220;barajların doluluk oranı&#8221; kavramı. Hava durumunda verilen bu oranlar artık herkesin daha çok ilgisini çeker oldu. Hatta hava sıcaklığından, yağmurdan veya kardan daha çok takip ediliyor yorumlar yapılıyor. Ne amaçla insanları bundan haberdar ettiklerine tam bir yorum getiremesem de sanırım şunu demeye çalışıyorlar; &#8220;bakın azalıyor sular, artık daha dikkatli kullanın.&#8221; Biz de,  oranlar cidden düşmüş  diye düşünüp daha dikkatli olacaktık ama gördüğüm kadarıyla işe yaramadı. Hatta tersi bir etki bile yaratmış olabilir. Malum memleketimiz uyanık dolu, suların azaldığı yerlerde stokçuluk yapan bir sürü adam harıl harıl su depolayıp tüketimi hepten arttırmış olabilir. Neyse, ben de kendimce neden işe yaramadığını söyleyeyim; baktılar ki insanlarımızı bilgilendirmek veya bilinçlendirmekle bu işi çözemiyorlar, suya %130-140 gibi zam yaptılar doğrudan tüketim azaldı.</p>
<p><span id="more-16"></span>Bu işin bir de  gündelik yaşamımızdaki etkisi var. İşyerlerindeki ortamı ve yorumları tahmin edebiliyorum, mesai yeni başlarken çayın üstüne internetten sabah haberleri okounurken bu barajların doluluk oranı üzerine güzel yorumlar yapılır. Mesela kendimce bazı yorumlar sunayım:</p>
<p>- Gördün mü İstanbuldaki barajların seviyesi dünden beri %1 daha azalmış. Ankaralıların hali de hiç iyiye gitmiyor baksana suları bitti bitecek.<br />
-  Ya geçen hafta yağan yağmur doldurmadı mı barajı?<br />
- Olur mu öyle bir yağmurla, sadece barajın azalmasını durdurabilmiştir, dolması için daha çok yağış gerekli.<br />
- Geçen gün gazeteden okudum, zaten barajları özellikle kar suları dolduruyormuş, yağmur çok da etkili değilmiş.<br />
- Peki bu kadar insnan boşuna mı yağmur duası ediyor.<br />
- Su sudur ikisi de doldurur bence, he heee&#8230;<br />
- Dua ile olmaz bu işler, tedbir alınmalı. Bir sürü dere yatağı deniz gidiyo, çevir bunları barajlara bak bakalım su sıkıntısı kalıyor mu.<br />
- Havadaki nemden içme suyu yapma makinası vardı, artık su biterse ondan alırız.<br />
- Bak işte kendi ağzınla söyledin, sırf bu aletleri satmak ve suya zam yapmak için yaygara koparıyorlar, yoksa su sorunu falan yok. Hani niye bitmedi şu son %1-2?<br />
- Su sorunu var tabiki, sebebi de küresel ısınma. Çevreye dikkat etmeyin, sıkın parfümleri fosur fosur sonra komplolar uydurun, yok öyle yağma.<br />
- Ne alakası var canım küresel ısınma öyle bir günde mi oluyor, bu kuraklık bu yıla has bir durum. Gelecek yıllarda bak nasıl da şarıl şarıl akıyor sular. Tabi çevreyi de korumak lazım ama yanlış bilgilenmeyelim di mi?<br />
- &#8230; vs. vs.</p>
<p>Bu muhabbetler uzar da uzar. Velhasıl barajların doluluk oranınını bilmek halkımızın pratikte pek de bir işine yaramıyor. Güneşte meydana gelen irili ufaklı patlamaların günlük istatistikleri bile daha yararlı olabilir, en azından radyasyonun ya da manyetik kirliliğin yüksek olduğu zamanları bilir ona göre güneşe çıkar ona göre tedbir alırız. Yoksa bu güneş patlaması raporlarını ben mi yayınlasam ne?</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=16&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yazı Yazma Sorunsalı</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/09/23/yazi-yazma-sorunsali/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/09/23/yazi-yazma-sorunsali/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 22 Sep 2007 23:11:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/09/23/yazi-yazma-sorunsali/</guid>
		<description><![CDATA[Başlıkta kullandığım üslup ile belki havaya girer de bir yazar edasıyla işe girişir birşeyler çıkartırım diye düşünüyorum. Sürekli teknik işlerle uğraşmaktan yazı yazamaz düşüncelerimi aktaramaz olmuşum. Neredeyse bir programalama dilinde ifade edeceğim kendimi. Bir akadaşım bana yazı yazmanın en güzel yolu olarak aklıma gelen ilginç konulardaki fikirlerimi not almamı daha sonra fırsat bulunca yazmamı önermişti. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">Başlıkta kullandığım üslup ile belki havaya girer de bir yazar edasıyla işe girişir birşeyler çıkartırım diye düşünüyorum. Sürekli teknik işlerle uğraşmaktan yazı yazamaz düşüncelerimi aktaramaz olmuşum. Neredeyse bir programalama dilinde ifade edeceğim kendimi. Bir akadaşım bana yazı yazmanın en güzel yolu olarak aklıma gelen ilginç konulardaki fikirlerimi not almamı daha sonra fırsat bulunca yazmamı önermişti. Her ne kadar gün içinde fikirlerimi not almaya fırsatım olmasa da aklımdan geçenlerin hemen hepsi ya teknik bir konuda ya da siyasi olaylarla ilgili yorumlar ki siyasi olanları buraya yazarsam herhalde ömrümün geri kalan kısmında hem okumaya hem de yazmaya bol bol vaktim olur. Teknik konularda ise kendimi frenlemekte zorlanıyorum ama yazmamaya and içtim kendimce. Bari burda olmasın değil mi? Hatta dayanamadım ilk ciddi yazılarımdan birini yine C Programlama dili ile ilgili yazdım. Geçen gün de çok zor temizlediğim bir trojan hakkında yazacaktım, en azından aynı sorunla karşılaşanlara çözüm sunarım diye ama sonra vazgeçtim. Nedir bu saplantı yani, siteye yeni sayfa ekliyorum PC Donanım diye. Oysa şiirler, edebi yazılar falan olsa daha da bi güzel olacak ama kafayı yamultmuşuz tek tarafa çalışa çalışa (ki ağır aksak çalışıyor son zamanlarda) iyice paslanmış beynimin duygusal kısımları. Biraz daha antrenmanla güzel işler çıkacak, biraz daha bekleyeyim kendimi.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=14&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/09/23/yazi-yazma-sorunsali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern Dünyamızın Büyüleri</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/09/03/modern-dunyamizin-buyuleri/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/09/03/modern-dunyamizin-buyuleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Sep 2007 18:21:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[bilinç transferi]]></category>
		<category><![CDATA[fantastik]]></category>
		<category><![CDATA[gündelik hayat]]></category>
		<category><![CDATA[mitolojik hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Modern Dünyamızın Büyüleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/09/03/modern-dunyamizin-buyuleri/</guid>
		<description><![CDATA[İnsanların genel davranış ve yargıları hakkında kafa yormak oldukça güzel noktaları yakalamamızı sağlayabiliyor. Güzel noktaların yanında insanların kötü niteklikleri de bir güzel açığa çıkıyor. Şimdi gündelik hayat tesbitlerimden önemli birinden bahsedeceğim. Fantastik (büyülü, cinli, perili) filmlerde ya da mitolojik hikayelerde insanların hep erişmek istediği üstün nitelikler vardır. Mesela uçmak, uzaktaki birilerini görmek, ya da elinden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">İnsanların genel davranış ve yargıları hakkında kafa yormak oldukça güzel noktaları yakalamamızı sağlayabiliyor. <span> </span>Güzel noktaların yanında insanların kötü niteklikleri de bir güzel açığa çıkıyor. Şimdi gündelik hayat tesbitlerimden önemli birinden bahsedeceğim. Fantastik (büyülü, cinli, perili) filmlerde ya da mitolojik hikayelerde insanların hep erişmek istediği üstün nitelikler vardır. Mesela uçmak, uzaktaki birilerini görmek, ya da elinden kıvılcımlar atarak sağı solu harabetmek, hatta elinden ateş çıkarıp istediği yeri yakmak gibi. Mitolojik hikayeleri geçtim hala filmlerde bu nitelikteki insanlar olağanüstüymüş gibi bize sunuluyor. Oysa bu niteliklerin hepsine fazlasıyla sahibiz. Sırayla açıklayayım. Uçma kısmı mesela, uçağa binen herkesin hem de çok çok daha hızlı bir şekilde yapabileceği bir eylemdir. Bu durumu basite indirgemiye çalışmıyorum sadece uçmanın mantıklı bir açıklaması olduğu zaman ve bunu herkes yapabildiği zaman büyüsünü yitirdiğini belirtiyorum. <span id="more-7"></span>İlla ki tamamen mantık dışı bir şekilde ayaklarımızın yerden kesilip bu et yığını bedenimizin yükselmesini bekliyorsak daha çok bekleriz. Ya kanat çırpma, ya itici motor, ya da manyetik bir motor her neyse mutlaka bir enerji lazım. Kıvılcımlar olmasa da mermi atarak hatta lav silahı kullanarak mitolojik hikayelerdeki büyücülerin dudaklarını uçuklatabilriz. Uzakları görmek zaten en kolayı, malum görüntü ve iletişim teknolojisi her türlü görüntüyü milisaniyeler içerisinde iletme imkanı veriyor. Sonuç olarak, mantıklı bir izahı olunca ya da herkesin bu olağanüstü dediklerini yapabilme olanağı olunca artık bunlar anlamını yitiriyor. Ama insanlar hayallerine ulaşmak için çok çaba sarfetmişler, bu gerçeği de görmek lazım. Hep fantezilerinde düşlediği uçmayı bu gün sıradan insanına bile sunmuş, belki gerçekleşebileceğini bile tahmin etmediği uzakları görmeyi hayatın bir parçası yapmış. Silah kısmı pek <span> </span>hayırlı işlerde kullanılmasa da ateşin kontrollü bir şekilde evlerde kullanılması (yemek, ısıtma, banyo vs.) oldukça faydalı.</p>
<p class="MsoNormal">Geçmişteki <span> </span>insanların bu hikayelere şaşırmasına ya da bunları hayranlıkla karşılamasına lafım yok ama günümüz insanı zaten sahip olduklarını hep küçümsüyor. Çünkü, artık daha büyük hayallerimiz var ışınlanmak istiyoruz hem de evrenin bir diğer ucuna. Bir dokunuşla yaralarımızın iyileşmesini bekliyoruz, genetik mükemmelleştirilmiş bebeklerimizin olabileceğini hayal ediyoruz. Ya da genlerimizle azıcık oynanıp ölümsüzleşmeyi, ebediyen de genç kalmayı düşlüyoruz. Hatta bu bedenden dahi kurtulmayı göze almışız. Bilincimizin başka bir aygıta ya da canlıya transferi mümkün olsa, dış iletişimimizi daha iyi sağlayan, daha dayanıklı ve bize, çevremizi daha iyi tanıma imkanı sunan yeni bedeni hemen kabul edeceğiz.</p>
<p class="MsoNormal">İnsanlar hep hayallerini gerçekleştirmek için yaşamış hem birey hem de toplum olarak. Bunlara ulaştıkça, ulaştığını bile anlamadan daha da büyük daha da kusursuzuna doğru hiç durmadan çalışmaya devam ediyor.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=7&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/09/03/modern-dunyamizin-buyuleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Açılış</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/09/02/acilis/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/09/02/acilis/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Sep 2007 18:10:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=3</guid>
		<description><![CDATA[1 Eylül 2007 itibariyle web sitem yayına başladı. O kadar web sitesi tasarımı ve kodlaması ile uğraştıktan sonra kendi sitemi ancak yapabildim. Blog kavramını ilk gördüğümde bu ne işe yararki diye düşünmüştüm. İnsanlar neden ineternette kendileri hakkında yazılar yazmak istesin ki? İncelemeden karar vermek hataymış. Şimdi ise insanların kendilerini ifade etmekten büyük haz duyduğu internet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 Eylül 2007 itibariyle web sitem yayına başladı. O kadar web sitesi tasarımı ve kodlaması ile uğraştıktan sonra kendi sitemi ancak yapabildim. Blog kavramını ilk gördüğümde bu ne işe yararki diye düşünmüştüm. İnsanlar neden ineternette kendileri hakkında yazılar yazmak istesin ki? İncelemeden karar vermek hataymış. Şimdi ise insanların kendilerini ifade etmekten büyük haz duyduğu internet ortamı için blog kavramının ilerde daha da önemli olacağını düşünüyorum. Kendi bilgi ve tecrübelerimi, yaşadıklarımı ve aklıma gelen ilginç fikirleri buradan sizinle paylaşacağım. Bakın şimdiden kaptırdım kendimi, hitap ve ifadelerim değişmeye başladı. Artık bir okur kitlem var ne de olsa.</p>
<p>Bu yazıya başlarken en zor yazımın ilki oalcağını biliyordum. Çünkü blog un veritabanını oluşturmak, güzel bir arayüz seçmek vs. gibi işlerle uğraşırken biraz da bıkkınlık geldi ve yazı yazacak enerjim de kalmadı. Bilgisayar ile çalışanların genel sorunlarından birisidir bu, &#8220;artık bitse de kurtulsak&#8221; durumuna geldisyseniz yaratıcılığınız körelmeye başlar ve yaptığınız işler sizin için işkenceye dönüşür yavaş yavaş. En güzeli ara vermektir. Uzatmadan açılış yazımı burda sonlandırayım.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=3&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/09/02/acilis/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
