<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Cihan Çıplak &#187; Teknoloji</title>
	<atom:link href="http://www.alicihan.com/category/teknoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.alicihan.com</link>
	<description>A blog for ideas and more...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 May 2010 15:52:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>UZAY FİLMLERİNDE MEKAN SORUNU</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2010/05/13/uzay-filmlerinde-mekan-sorunu/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2010/05/13/uzay-filmlerinde-mekan-sorunu/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 13 May 2010 15:52:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aklıma Esen]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[avatar]]></category>
		<category><![CDATA[dizi]]></category>
		<category><![CDATA[mekan]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<category><![CDATA[uzaylı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=157</guid>
		<description><![CDATA[Toplumumuzda onca sorun varken neden buna değindiğimi soranlar elbetteki olacaktır. Biraz da olaylara başka bir taraftan bakmak lazım. &#8220;Baykal’ın son kasedi müzik marketlerde&#8221; konulu haberler zaten içimizi yeterince bunalttı. Bu haberlerin gelip geçici olduğunu hepimiz biliyoruz ama yıllardır değişmeyen sorunlarımızdan en büyüğü ve mühimi olan bilim kurgu filmlerindeki uzay temalı filmlerin genel mekan sorununa. Artık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_158" class="wp-caption alignleft" style="width: 260px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2010/05/v2009-anna.jpg"><img class="size-full wp-image-158" title="v2009-anna" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2010/05/v2009-anna.jpg" alt="" width="250" height="140" /></a><p class="wp-caption-text">&quot;V 2009&quot; Dizisinden</p></div>
<p>Toplumumuzda onca sorun varken neden buna değindiğimi soranlar elbetteki olacaktır. Biraz da olaylara başka bir taraftan bakmak lazım. &#8220;Baykal’ın son kasedi müzik marketlerde&#8221; konulu haberler zaten içimizi yeterince bunalttı. Bu haberlerin gelip geçici olduğunu hepimiz biliyoruz ama yıllardır değişmeyen sorunlarımızdan en büyüğü ve mühimi olan bilim kurgu filmlerindeki uzay temalı filmlerin genel mekan sorununa. Artık bir başka yazımızda da karakter ve ırk sorununa değiniriz.  Mekan sorunu nedir diye aklınızdan geçirmeye başladığınız şu anlarda zihninizin aradığı besini sunmaya başlayalım. Mekan kavramını ikiye ayırıp işimizi kolaylaştıralım. İç mekan (uzay gemisinin içi, uzaylıların evinin içi) ve dış mekan (gezegenin iklimi, coğrafyası, yapılar ve yaşam alanları vb.) Mekan sorununu genel olarak tanımlayıp yalnızca iç mekana yoğunlaşacağım. Dış mekan sorunları için ayrı bir yazı yazarım belki.</p>
<p><span id="more-157"></span></p>
<p>İzlediğimiz gördüğümüz bir çok filmde (konusu ne olursa olsun) ortaya konulan karakterlerin bir yaşam alanı vardır. Örneğin Kurtlar vadisindeki merhum Laz Ziya’nın evini düşünelim. Karakterin gelir durumuna ve zevklerine uygun döşenmiş antika mobilyalardan,  kısmen gotik öğelerden ve pahalı iç dekorasyon malzemelerinden oluşan güzel bir salonu vardı. Kısacası bu karakter ile örtüşen ya da örtüşmeyen her neyse bir evi vardı ve eşya doluydu. Pahalı ya da süslü de olsa bir kanepesi vardı oturulan. Antika koltukları vardı. Tabloları, saati, halıları, pahalı tabakları, mobilyaları hepsi insani eşyalardı. Kimi süs olsun diye, kimi dekoratif görünmesi için. Aynı şekilde en eşyasız karakterlerden birini seçelim. Amerikan filmlerinin meşhur &#8220;homeless&#8221; karakterlerinin dahi mekanı kendine özgüdür. Bir sokak arasında çöplere yakın ve mümkünse üstünü örtebileceği bir kartonu ya da barakası olan bir karakterdir. Yırtık pırtık uzun paltosu, kirli uzun sakalları, göz altı torbaları ve acımaklı bakışları ile mekanı ile bütünleşir. Oysa uzay filmlerinde mekan çok büyük bir sorundur. Hem uzay araçlarının içi hem de gezegenin kendisi tam bir fiyaskodur.</p>
<p>Uzay gemilerinin iç tasarımında neredeyse bütün filmlerde aşırı bir boşluk hakimdir. Uzaylı da olsa üç aşağı beş yukarı insan gibi görünür ama hep ayaktadır oturacak bir kanepesi yoktur. Duvarında bir tablosu ya da ne bileyim uzaya özgü bir sanat eseri de yoktur. En azından dedesinin bir hologramını yansıtabilir duvara. Lazer işlemeli bir çelik ya da adamantiyum heykelcik de olabilir. Duvarları dümdüzdür, gri renkler hakimdir. Ya herşey aşırı köşelidir ya da herşey yusyuvarlaktır. Tamamen ruhsuzdur uzaylının evinin veya aracının içi. Kaptan kabininden koridorlara, makina dairesinden kamaralara her yer dümdüz, renksiz, sabit bir ışıkta ve tek tiptir. En ilkel mağara adamı dahi duvarına Mamut resmi çizerken, koskoca uzay gemisi yapıp evrenin taa öbür köşesinden gelen bu medeniyetin; sanatın hiçbir dalıyla tanışmadan bu denli teknolojisi olması, hiçbir dekoarasyon yeteneği ve zevk sahibi olmadan böyle bir uygarlık olmasını beklemek çok ters geliyor. Sanatını sepetini geçtim o kadar medenisin teknolojiksin bir misafirini ağırlamaktan acizsin. Koskoca hangar gibi odanın ortasında dümdüz dört duvar arasında ayakta konuşuyor her sorununu.</p>
<div id="attachment_161" class="wp-caption alignright" style="width: 310px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2010/05/event-horizon.jpg"><img class="size-full wp-image-161 " title="event-horizon" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2010/05/event-horizon.jpg" alt="" width="300" height="158" /></a><p class="wp-caption-text">Event Horizon filminden bir sahne</p></div>
<p>Bir film için, insan karakteri tasarlarken sosyal statüsüne ve kişilik özelliklerin göre giydirip uygun mekana da saldık mı tadından yenmez. En dandik filmde bile çarığından hırkasına, yıpranmışlığından kirine kadar cillop gibi karakter tasarlanır. Her ayrıntı ilmek ilmek işlenir. İş uzaylıya geldi mi nutku tutuluyor kostüm ve mekan tasarımcılarının. Vücuda oturan tek renk pvc kıyafetler her zaman moda uzayda. Herkesin logosu da oluyor. Yaratıcılık bu noktada tamamen bitmiş. Uzaylılara veya uzay gemisi mürettebatına ilk tayt giydiren şahıs bu modanın 40-50 yıl süreceğini tahmin bile edememiştir. Kendisini takdir ediyorum ancak kendisinden sonrakiler ellerindeki tek örneği kopyalayıp durmuşlar. Bir diğer konu da uzaylıların niyetinin giysilerin renginden ve mekanın temizliğinden anlaşılır olması. İyi ırklar hep açık renkli giyinirler, genelde karakterler de zarif olur. Gemilerinin içi ışıl ışıldır. Bal dök yala misali her yer gıcır gıcırdır. Geminin camları o uzayın gazına tozuna rağmen parıl parıldır. Karakterler kötü niyetliyse salkım salkım dökülen koyu renkli giyisileri olur. Gemiyi bok götürür. Her yerde sümüğümsü jeller görürsünüz. Kendilerinden de bu jel sürekli dökülür, bu sümüğün ve jelin hiçbir mantığı yok. Uzaylıysan hele de kötüysen vıcık vıcık olmak zorundasın. Sanırım salgıladıkları kötülük hormonu ile ilgili. Kötülerin gemisinde cam da pek az bulunur aydınlatmaya da pek ihtiyaç duymazlar. İşlerini karanlıkta görürler demeye getiriyor yapımcı ve dekoratif arkadaşlar. Kötülerin gemisinin dış görünüşü de pistir. Toz kir içindedir. Siyah renklidir ve sert hatları vardır. Ne hikmetse kötülerin genelde bir koltuğu olur. Evet sadece bir koltuk. Taht desek daha doğru. Ondada geminin lideri olan baş kötü oturur. Etrafında ise sinirlenince kafasını kopartmak için topladığı güvenilir(!) heyeti vardır. İyilerin gemisindeki minimalist dekorasyon bize teknolojiyi hissettirse de kötülerin gemisi uçan bir bir zindan modundadır. Neredeyse taş duvarlardan oluşur, taş değilse de ramak kalmıştır.</p>
<div id="attachment_163" class="wp-caption alignleft" style="width: 290px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2010/05/avatar-blue.jpg"><img class="size-full wp-image-163" title="avatar-blue" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2010/05/avatar-blue.jpg" alt="James Cameron's Avatar" width="280" height="158" /></a><p class="wp-caption-text">James Cameron&#39;s Avatar</p></div>
<p>Bahsettiğimiz bu abuk mekanlara ne karakter koyarsanız koyun hep bir eksiklik hep bir boşluk olur. Uzay filmlerinin ruhsuz olmasındaki en büyük etken karakterlerin şekli şemalinden değildir. Karakterlerin bulundukları mekana ait olamamalarındandır. Adam akıllı bir uzaylı tasarlamak için teknolojisini, yaşam biçimini, beslenmesini ve sosyal yaşamını da düşüneceksin. Ona güzel bir de mekan sunacaksın işte ben buna yaratcılık derim. Evinden özünden sosyal yaşamından koparılmış bomboş, ruhsuz uzaylı hikayeleri lazerle ve görsel efektle bir yere kadar gider.<br />
Şu ana kadar hep iç mekanı eleştirdiysem de yakın bir zaman kadar dış mekan için de durum böyleydi. Bunu aşan tek film Avatar oldu. Her ne kadar uzay diye mavi bir Güney Amerika, uzaylı diye de mavi Kızıl Derililer anlatılsa da en azından karakterlerin mekanı, sosyal yaşamı, geleneği göreneği dili vardı. Filmin ne kadar sevildiğini de gördük. Üçüncü boyutu ve görsel efekti bir yana bu karakterlerin ruhu olmasıydı, en çok beğenilen. Yaratıcılık ve senaryo konusunda vasatın biraz üstünde olsa da uzaylıyı çat pat ayakları üstüne oturttuğu için Avatar başarılı oldu. Yazıma başlarken sonunu Avatar’la bitireceğim benim de aklımda yoktu ama fena da olmadı.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=157&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2010/05/13/uzay-filmlerinde-mekan-sorunu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni Yöntemle Verilerinizi 1 Milyar Yıl Saklayabileceksiniz</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/06/03/yeni-yontemle-verilerinizi-1-milyar-yil-saklayabileceksiniz/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/06/03/yeni-yontemle-verilerinizi-1-milyar-yil-saklayabileceksiniz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 15:27:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[veri depolama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=103</guid>
		<description><![CDATA[Berkeley’deki California Universitesinden bir grup araştırmacı, karbon-nanotüp tabanlı yeni bir teknikle 1 milyar yıldan daha uzun süre korunacak bir veri depolama yöntemi geliştirdiğini belirtiyor. Yazılarından aladığım kadarıyla henüz teorik bir aşamada ancak fikir güzel. Genel olarak depolanan verilerin miktarı arttıkça ve depolama aygıtlarının boyutları küçüldükçe saklanma ömürlerinin kısaldığı noktasından hareket edilmiş. Güzel de örnekler vermişler [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Berkeley’deki California Universitesinden bir grup araştırmacı, karbon-nanotüp tabanlı yeni bir teknikle 1 milyar yıldan daha uzun süre korunacak bir veri depolama yöntemi geliştirdiğini belirtiyor. Yazılarından aladığım kadarıyla henüz teorik bir aşamada ancak fikir güzel.</p>
<p>Genel olarak depolanan verilerin miktarı arttıkça ve depolama aygıtlarının boyutları küçüldükçe saklanma ömürlerinin kısaldığı noktasından hareket edilmiş. Güzel de örnekler vermişler mesela taş yazıtlardaki bilgilerin 4000 yıla yakın bir süredir okunabildğini, oysa çok özel veri depolama yöntemleri ile atomik boyutlarda depolanan verilerin oda sıcaklığında bir kaç dakika ömürlerinin olduğunu söylemişler. Ayrıca günümüzün yaygın dijital veri depolama yöntemi olan Sabitdiskler için veri depolama ömrü 10-30 yıl civarında. Bu yöntemde ise hem veri saklama alanı küçültülecek hem de saklanması hedeflenen veri miktarı oldukça arttırılmış olacak. Bir 1 cm<sup>2</sup> büyüklüğünde bir alanda 15,5GB civarı veri saklanması hedefleniyor. Özellikle arşiv amaçlı veri saklanması gereken alanlarda kullanılması düşünülüyor.</p>
<p>Eğer bu yöntemde başarı sağlanırsa bir kaç yüz milyon yıl sonra bizim blog yazılarımız tarihin karanlık dönemleri olan günümüze ışık tutabilir. O zamanın gelişmiş zekası mı deriz, makinası mı deriz artık bilinmez ama o zamanın hakim bilinçleri verilerimizi deşifre edip okuyabillirler.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=103&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/06/03/yeni-yontemle-verilerinizi-1-milyar-yil-saklayabileceksiniz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Google Wave&#8221;</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/06/01/google-wave/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/06/01/google-wave/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 04:07:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=96</guid>
		<description><![CDATA[Google&#8217;ın en yeni (hatta henüz yapım aşamasında olan) hizmeti. Google ürün geliştirme ekibi temel bir fikirden hareketle web üzerinden iletişimde daha etkili bir yöntem için kafa yormuş ve ortaya çıkacak hizmet ise &#8220;google wave&#8221; olarak adlandırılmış. Hareket edilen temel düşünce, &#8220;e-mail günümüzde icat edilseydi nasıl bir yapıda olmalıydı&#8221; fikridir. İlk incelemelerimde google wave in e-mail&#8217;e [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_101" class="wp-caption alignleft" style="width: 190px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/gwave-sm.jpg"><img class="size-full wp-image-101" title="Google wave ss" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/gwave-sm.jpg" alt="Google wave ss" width="180" height="251" /></a><p class="wp-caption-text">Google Wave</p></div>
<p>Google&#8217;ın en yeni (hatta henüz yapım aşamasında olan) hizmeti. Google ürün geliştirme ekibi temel bir fikirden hareketle web üzerinden iletişimde daha etkili bir yöntem için kafa yormuş ve ortaya çıkacak hizmet ise &#8220;google wave&#8221; olarak adlandırılmış. Hareket edilen temel düşünce, &#8220;e-mail günümüzde icat edilseydi nasıl bir yapıda olmalıydı&#8221; fikridir. İlk incelemelerimde google wave in e-mail&#8217;e alternatif olmaktan öte msn in ve facebook un bazı avantajlarını taşıyan API yapısı ile de yazılımcılara eklenti yazma sçeneği sunacak olan bir çeşit gelişmiş sosyal ağ protokolü diyebilirim. Aslında prtokol olduğunu benden çok google söylüyor. Google wave&#8217;in bir google ürünü olarak kalmasını değil,  standartlarının belirlenip kendi wave  sunucularınız üzerinde kendi eklentilerinizle de kullanabileceğiniz bir protokol olmasını hedefliyorlar. Yani microsoft ta kendi wave sunucularını kurup microsoft wave adını verebilir. Tabiki asıl nokta wave protokolü ile çalışan herkes birbiri ile iletişim halinde olacaktır.<span id="more-96"></span>İlk Ekran görüntüleri şı şekilde:</p>
<div id="attachment_97" class="wp-caption alignnone" style="width: 410px"><a href="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/gwave.jpg"><img class="size-full wp-image-97" title="google wave" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/06/gwave.jpg" alt="google wave" width="400" height="261" /></a><p class="wp-caption-text">google wave</p></div>
<p>Bu noktadan sonra google ın tanımları ile anlatmaya devam edeyim. Wave protokülünün altında 3 temel nokta var. Birinci noktada, gelişmiş yazı, fotoğraf, video, harita vb formatı ile insanların haberleşmesi ve birlikte çalışmasını sağlamak. İkinci noktada, aynı wave&#8217;e  dahil olan herhangi bir kişi bu dökümanları güncelleyebilecek veya yenilerini ekleyebilecektir. Paylaşım ön planda olacaktır. Üçüncü nokta ise tüm bu düzenleme ve gelişmiş paylaşımın anlık güncellenen veriler halinde iletilmesine ve sunulmasına olanak tanıyacaktır.</p>
<p>Şimdiden google wave&#8217;in geleceğin önemli bir iletişim aracı olacağını söylemek aceleci davranmak olur ancak gmail veya google maps gibi projelerdeki yaklaşım ve öngörü ile başarılı işlere imza atan google&#8217;ın bu hizmetinin de başarılı olacağı kanısındayım. Detaylı bilgi almak ve güncellemeleri takip etmek için aşağıdaki linklerden faydalanabilirsiniz:</p>
<p><a title="Google Wave" href="http://wave.google.com/help/wave/about.html" target="_blank">http://wave.google.com/help/wave/about.html</a></p>
<p><a title="Wave Protocol" href="http://www.waveprotocol.org/" target="_blank">http://www.waveprotocol.org/</a></p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=96&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/06/01/google-wave/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Matematik ve Bilgisayar</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2009/01/23/matematik-ve-bilgisayar/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2009/01/23/matematik-ve-bilgisayar/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 23 Jan 2009 14:30:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[C Programlama Dili]]></category>
		<category><![CDATA[matematik]]></category>
		<category><![CDATA[programlama]]></category>
		<category><![CDATA[sistem programlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=42</guid>
		<description><![CDATA[Matematik Dünyası dergisinin mail gruplarında sorulan bir soruya yanıt olarak yazdığım bir mesaj vardı. Bu yanıtı biraz toplarlayıp yayınlamayı uygun buldum. Soru uzunca bir soruydu ama benim yanıtım temelde aşağıdaki iki soruya yanıt vermekteydi; Bilgisayarın her alanı matematiğe aynı oranda mı muhtaçtır? Matematik bilmeyen programcı olabilir mi? Birinci konu, matematik bir modelleme aracıdır. Kutsallaştırılacak ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div id="attachment_43" class="wp-caption alignleft" style="width: 280px"><img class="size-medium wp-image-43" style="border: 1px solid black; margin: 2px;" title="math-comp" src="http://www.alicihan.com/wp-content/uploads/2009/01/math-comp.jpg" alt="" width="270" height="180" /><p class="wp-caption-text">  </p></div>
<p>Matematik Dünyası dergisinin mail gruplarında sorulan bir soruya yanıt olarak yazdığım bir mesaj vardı. Bu yanıtı biraz toplarlayıp yayınlamayı uygun buldum. Soru uzunca bir soruydu ama benim yanıtım temelde aşağıdaki iki soruya yanıt vermekteydi; Bilgisayarın her alanı matematiğe aynı oranda mı muhtaçtır? Matematik bilmeyen programcı olabilir mi?</p>
<p>Birinci konu, matematik bir modelleme aracıdır. Kutsallaştırılacak ya da tapılacak bir soyut kavram olmaktan cok, işimizi kolaylaştırıcı bir iletişim aracıdır. Ayrıca matematik doğanın insanlar tarafından evrensel olarak modellenmesinin yöntemi ve sonucudur, sebebi degildir. Burada yanılmayalım. Gelinen noktada da oldukça yetersizdir. Matematikçilerin çalışması da bunu ilerletme çabasıdır. Matematiksel yöntemlerin, matematiğin mantıksal işleyişine biraz aşina olan kişiler tarafından ilgi çekmesi, hem doğal olayları kavrayıştaki düşünce sistematiğini geliştirmesi, hem de doğayla ve insan mantığıyla uyumlu olmasından kaynaklanır. Diğer tüm bilimlerde ortak nokta olmasının sebebiyse onların bir parçasi olmasından değil onların bir yöntemi olmasındandır. Kısacası günlük iletişimde ya da ifadelerde dilin yeri neyse formel bilimlerde de matematik aynı noktadadır.</p>
<p><span id="more-42"></span></p>
<p>Bilgisayar teknolojisi ve işleyişi mekanik sistemlerin yerini alarak hayatımıza girmeye başladı. Fiziksel koşullar yerine (a mili b çarkını döndürürse c pistonu x yönünde hareket etsin gibi), elektriksel koşullarla alet üretiminin gerçekleşmesi su anda bilgisayar olarak karşımızda. Daha bir üst aşama olarak, elektriksel koşul ifadelerini gerçekleyen genel amaçlı işlemcilerin programlanabilir yapısı sayesinde insanın daha da kolay anlayıp ürün geliştirebildiği programlama dilleri oluştu. Sonuçta fizik, matematik, kimya hepsi bilgisayar sistemlerinin işleyisinde bir derece öneme sahiptir. Örnegin mikroişlemci teknolojisini geliştirmek amaçlı çalışan bir grubun yarı iletken teknolojisi konusunda ilerleme sağlaması için ciddi atom modeli bilgisine sahip ekip üyeleri olmalıdır. Bu şekilde baktığımızda bilgisayar alanında bir çalısma yürütmek mi yoksa bir matematikçi olarak mı çalışmak istediginizin netleşmesi gerekir.</p>
<p>Matematikçi olarak bilgisayar bilimlerine ilgi duyuyorsanız, bir sınırlama yoktur. Hangi alan daha cekici geliyorsa o noktayı inceleyip matematiksel modellemelerdeki eksikler üzerine fikir yürütebilir ya da mevcut modelleri inceleyebilisiniz. Ancak asıl alanınız bilgisayar ise, daha seçici olmanız gerekir. Matematiğin görece daha yoğun kullanıldığı alan olarak yazılımı söyleyebilirim. Ancak bu bile tamamen yapacağınız uygulamaya bağlıdır. Mesela Grafik arabirimli üst seviye bir dilde, ilköğretim eğitimindeki<br />
matematik işinizi (buna veritabanı kısmı da dahil) görürken, optimizayson yapan bir yazılımla ugraşıyorsanız, bir matematikçinin o alandaki calışmaları bile size yetersiz gelebilir. Asıl ayrım noktası burasıdır. &#8220;Programcı&#8221; olmak için her bilgiyi bilmeniz gerekmez, ihtiyaç duyabileceğiniz yazılımsal kütüphanelerdeki nesnelerin ya da fonksiyonların nasıl kullanılacağını bilmeniz yeterlidir. Ama mevcut olanlar işinizi görmüyorsa, ya da yeni bir yöntem geliştirilmesi gereken bir alanda yazılım geliştirici olarak çözüm sunmak istiyorsanız (ki işler her zaman istekler doğrultusunda olmaz) o zaman matematiksel yaklaşımlara ihtiyaç duyarsınız. Çünkü bu bütünü oluşturan her parçanın altında diğer bilim dallarına kıyasla çok daha fazla mantıksal işleyiş ve cok daha fazla matematiksel model vardır. Bilgisayar alanında derinlemesine çalışma yapmak isteyen kişiler için bu alandaki matematik bilgisinin cok iyi olmasi kaçınılmazken, sadece sınırlı alanlarda programlama ile uğrasan kişiler için temel bir bilgi düzeyi (orta öğretim müfredatı) yeterli olacaktır.</p>
<p>Tecrübelerimden bildiğim kadarıyla en çok matematiksel yöntem oyunlarda kullanılıyor. Grafik modellemeler için lineer cebir ve geometrinin çok ciddi bir bölümü kullanılıyor. Oyun senaryolarında çok fazla olasılık kuramı kullanılıyor. Diğerlerinden farklı olarak hazir kütüphaneler  kullansanız bile oyun karakterlerinin hareketi tamamen uygulama bağımlı olduğu için belirli bir koordinat sitemine göre calışmanız gerekiyor ya da oyun akışında karsılaşılacaklar ihtimallere göre belirleniyor. Burda bile yeni yöntemler geliştirecek kadar derin bir bilgi yerine varolani anlayacak kadar bir matematik bir çok durumda yeterlidir. Genel olarak bilgisayarda matematiğin en cok kullanıldığı noktalar ozellikle lineer cözümü olmayan işlemlerin bilgisayara yaptırıldığı yerlerdir. Yapay zeka uygulamaları, lineer olmayan optimizasyon işlemleri ya da çok yüksek veri işlenmesini gerektiren lineer yontemlerde bu gruba dahil edilebilir. Eğitim amaçlı matematiksel yazılımları, ya da mühendislik yazılımlarını bu alanın dışında tuttum. Çünkü MatLab, ya da Mathematica gibi yazılımları ortaya çıkarmak için gereken matematik bilgisi bir insanin sınırlarının çok ötesinde olabilir.</p>
<p>Matematik ve bilgisayar ile ilgili daha çok görüs ariyorsaniz programcıların yer aldığı mail gruplarındaki fikirleri de gözden geçirmenizi neririm. Bu konudaki tartışmalardan biri, C ve Sistem Programcılari Derneği&#8217;nin mail grubunda olmuştu. <a href="http://www.csystem.org">www.csystem.org</a> adresinden gruba üye olarak arşivden bakabilirsiniz. &#8220;Matematik ve Programlama&#8221; başlıklı mesajlar tam olarak sizin sorunuzla ilgili kişisel görüşlere yer vermekteydi.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=42&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2009/01/23/matematik-ve-bilgisayar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MobiWar</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2008/10/29/mobiwar/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2008/10/29/mobiwar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 29 Oct 2008 13:42:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[mobil oyun]]></category>
		<category><![CDATA[mobile game. mmog]]></category>
		<category><![CDATA[mobiwar]]></category>
		<category><![CDATA[online oyun]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=27</guid>
		<description><![CDATA[MobiWar, cep telefonu üzerinden oynanması amaçlanarak geliştirilmiş online multiplayer bir oyun. Birçok online oyun arasında mobiwar ayrı bir yerde duruyor çünkü diğer oyunlarda asıl oyun platformu browser olarak düşünülmüş ve geliştirilmiş. Oysa mobiwarda asıl platform olarak cep telefonları düşünülmüş. Mobiwar oldukça basit kaynaklar ve ünitelerle oldukça fazla strateji geliştirme şansı sunabildiği için başarılı bir oyun. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.alicihan.com/wp-content/gallery/mobiwar/mobiwar.jpg" alt="Mobiwar" style="float:left;border:1px solid #666666;margin-right:6px;margin-bottom:6px;margin-top:5px;padding:3px;" />MobiWar, cep telefonu üzerinden oynanması amaçlanarak geliştirilmiş online multiplayer bir oyun. Birçok online oyun arasında mobiwar ayrı bir yerde duruyor çünkü diğer oyunlarda asıl oyun platformu browser olarak düşünülmüş ve geliştirilmiş. Oysa mobiwarda asıl platform olarak cep telefonları düşünülmüş. Mobiwar oldukça basit kaynaklar ve ünitelerle oldukça fazla strateji geliştirme şansı sunabildiği için başarılı bir oyun. Bu oyunu yapanların tamamen Türk mühendisler olduğunu da göz önünde bulundurunca daha da özel oluyor.</p>
<p> Oyundaki karakterler özellikle fantastik hikayeleri sevenler için ilgi çekici olacaktır. Elfler süvariler ejderhalar gibi ünitelerle savaşıyorsunuz. İlk başta mobil oynandığı için ücretli olması itici gelmişti oysa 40 kontör karşılığı aylık ücretsiz bağlantı paketi alırsanız (5-6 YTL gibi bir ücret) her yerden oyunu rahat rahat oynayabiliyorsunuz. Browser tabanlı online oyunları takip eden biri olarak bazen askelerimi kontrol etmek için internetin başında bulunamıyorum. Ayda en az 7-8 kere bu tür durumlardan dolayı internet kafeden vs. bakmak durumunda kalıyorum. Bir de oyun içi eksta özellikleri de satın alınca toplamda ayda 15-20 YTL gibi bir ücret ödediğimi farkettim. Mobiwarın henüz ekstra özelliklerini almadım ancak alsam dahi 10-12 YTL gibi bir aylık maliyeti oluyor ve istediğim an istediğim yerden ulaşabiliyorum. Bu tarzın, yani mobil erişimin ilerde diğer online oyunlar tarafından kullanılacağına eminim. Teknolojinin bu alanında öncülük etmemiz ayrıca gurur verici. Oyunsever arkadaşlara en azından ilk 1 haftalık ücretsiz deneme süresinde oyunu denemelerini tavsiye ederim. </p>
<p>Oyun hakkında daha fazla bilgiyi mobiwar&#8217;ın kendi sitesinden öğrenebilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.mobiwar.com">www.mobiwar.com</a></p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=27&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2008/10/29/mobiwar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8220;Legends Telegraph&#8221;</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2008/09/19/legends-telegraph/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2008/09/19/legends-telegraph/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Sep 2008 11:29:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[legends telegraph]]></category>
		<category><![CDATA[nokia]]></category>
		<category><![CDATA[web design]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/?p=21</guid>
		<description><![CDATA[http://www.legendstelegraph.com/ İnternette gezinirken rastladığım bir siteyi sizlerle paylaşmak istedim. Nokia sponsorluğunda (belki de bizzat nokia tarafından) hazılanan bir site. Grafik tasarımı oldukça güzel ve kullanışlı bir site. Eski bir gazete imajı veren ve tamamen flash tabanlı hazırlanan sitede nokia nın en son ürünlerinin reklamının 1950&#8242;liler formatında sunulmuş halleri var ve çok güzel duruyor. Hele de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.legendstelegraph.com/">http://www.legendstelegraph.com/</a></p>
<p>İnternette gezinirken rastladığım bir siteyi sizlerle paylaşmak istedim. Nokia sponsorluğunda (belki de bizzat nokia tarafından) hazılanan bir site. Grafik tasarımı oldukça güzel ve kullanışlı bir site. Eski bir gazete imajı veren ve tamamen flash tabanlı hazırlanan sitede nokia nın en son ürünlerinin reklamının 1950&#8242;liler formatında sunulmuş halleri var ve çok güzel duruyor. Hele de tıklanabilir gazete resimlerinin video olarak açılması müthiş kullanışlı. Bu proje biraz daha esprili olsun yaklaşımıyla yapılmış bir proje ve haberlerinde &#8220;puzzle&#8221; lar gizli. Her ne kadar bunları çözmekle uğraşmasam da çok yaratıcı bir fikir. Bence bu tarz bir sitenin gerçekten ciddi haber veren bir versiyonu olsa oldukça sevilecektir. Sol üst köşedeki editöre ulaşın bölümünün site forumuna gitmesi de oldukça kullanışlı olmuş. </p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=21&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2008/09/19/legends-telegraph/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>C Programlama Dili</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/09/05/c-programlama-dili/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/09/05/c-programlama-dili/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Sep 2007 02:34:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazılım]]></category>
		<category><![CDATA[C Programlama Dili]]></category>
		<category><![CDATA[C ve C++]]></category>
		<category><![CDATA[C++]]></category>
		<category><![CDATA[embedded]]></category>
		<category><![CDATA[Java]]></category>
		<category><![CDATA[nesne yönelimli programlama]]></category>
		<category><![CDATA[sistem programlama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/09/05/c-programlama-dili/</guid>
		<description><![CDATA[C bir programlama dilidir. Bilgisayar dünyasında çığır açan, bir devri kapatıp yenisini açan ve dönemi içerisinde yazılmış en gelişmiş dildir. Yapısal programlama kavramını çok iyi uygulatan ve donanımsal hakimiyet konusunda da en iyi olan dildir. Birebir assembler a çevrilebilecek şekilde tasarlanmıştır. Temel amacı sistem programlamaya yönelik olsa da oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir. Şu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal">C bir programlama dilidir. Bilgisayar dünyasında çığır açan, bir devri kapatıp yenisini açan ve dönemi içerisinde yazılmış en gelişmiş dildir. Yapısal programlama kavramını çok iyi uygulatan ve donanımsal hakimiyet konusunda da en iyi olan dildir. Birebir assembler a çevrilebilecek şekilde tasarlanmıştır. Temel amacı sistem programlamaya yönelik olsa da oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir. Şu ana kadar en uzun süre kullanımda kalan ve güncelliğini hiç yitirmeyen bir dildir. Hatta önümüzdeki 10 yıl içerisinde de os yazımı, low level (alt sevye) uygulamalar ve embedded (gömülü) sistemlerde kullanılmaya devam edecektir. Programlamayı C ve C++ sıralaması ile tam anlamıyla öğrenen bir programcı başka bir dilde calışmaya çok kısa sürede alışacaktır. <span id="more-8"></span>Gözlemlerim şöyleki; üst seviye dillerle uğraşanlar “aman kod yazmayayım da ne olursa olsun” çabası içindeyken C/C++ kökenliler ise “bıktım bu 40 çesit arayüzün kendine ait araçlarını kullanmaktan, verin standardını adam gibi kod yazayım” tavrını gösterirler. Oysa doğru olan gerektiğinde kod yazmak gerektiğinde de yeni araçları ve uygulamaları kullanamayı bilmektir. C/C++’ın temellerini öğrenmek oldukça faydalı olacaktır. İlk etapta zahmetli de gelse işin mantığını öğrenmenin en kısa yoludur. Aksi durumda programcıların daha çok zorlandıklarını farkettim. Programlamaya java ya da vb (visual basic) ile başlayan kimseler uzun vadede bazı kavramların mantığını kavramakta daha çok zorlanıyor.</p>
<p>C nesne yönelimli programlama yapmaya elverişli olmadığından sıradan bir pc uygulaması için kullanımı elbetteki zor olacaktir. Programlama dilleri programcının aracıdır ve belirli bir iş için en uygun araç seçilmelidir. C ile kullanıcı arayüzü olan ve orta seviye bir veritabanı olan program yapmaya kalkmak motorsikletle Hindistan seyahatine benzer. Oysa Hindistan’a gitmenin en uygun yolu uçak kullanmaktır. O halde java veya C# tercih etmelisiniz. Uçaktan korkarım diyip otomobil ile gidecekseniz C++ olabilir. Ancak Kadıköy’den Mecidiyeköy’e yoğun trafikte gitmeniz gerekiyorsa en uygun tercih motosikletle gitmek olacaktir. Ucakla gitmek çok saçma olabilir, önce Ataköy’den Havaalanına, ordan uçakla Sabiha Gökçen Havaalanına, ordan da Kadıköy’e. Ama bu yolu trafiğe rağmen otomobille de gecebilirsiniz ve C++ burda otomobil oluyor.</p>
<p>Sonuç olarak programala dili programcının aracıdır ve ona düşen kendi işi icin en uygun dili secmek ve o dile en iyi şekilde kodlamaktır.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=8&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/09/05/c-programlama-dili/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
