<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ali Cihan Çıplak &#187; küresel ısınma</title>
	<atom:link href="http://www.alicihan.com/tag/kuresel-isinma/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.alicihan.com</link>
	<description>A blog for ideas and more...</description>
	<lastBuildDate>Thu, 13 May 2010 15:52:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Barajların Doluluk Oranı</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Oct 2007 20:02:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[barajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Barajların doluluk oranı]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[NTV]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/</guid>
		<description><![CDATA[Özellikle bu yıl hayatımıza yeni bir kavram daha girdi, &#8220;barajların doluluk oranı&#8221; kavramı. Hava durumunda verilen bu oranlar artık herkesin daha çok ilgisini çeker oldu. Hatta hava sıcaklığından, yağmurdan veya kardan daha çok takip ediliyor yorumlar yapılıyor. Ne amaçla insanları bundan haberdar ettiklerine tam bir yorum getiremesem de sanırım şunu demeye çalışıyorlar; &#8220;bakın azalıyor sular, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img src="http://www.alicihan.com/images/barajlar.jpg" alt="Barajların doluluk oranı" style="float: left; padding-right: 5px; padding-bottom: 5px; padding-top: 5px" />Özellikle bu yıl hayatımıza yeni bir kavram daha girdi, &#8220;barajların doluluk oranı&#8221; kavramı. Hava durumunda verilen bu oranlar artık herkesin daha çok ilgisini çeker oldu. Hatta hava sıcaklığından, yağmurdan veya kardan daha çok takip ediliyor yorumlar yapılıyor. Ne amaçla insanları bundan haberdar ettiklerine tam bir yorum getiremesem de sanırım şunu demeye çalışıyorlar; &#8220;bakın azalıyor sular, artık daha dikkatli kullanın.&#8221; Biz de,  oranlar cidden düşmüş  diye düşünüp daha dikkatli olacaktık ama gördüğüm kadarıyla işe yaramadı. Hatta tersi bir etki bile yaratmış olabilir. Malum memleketimiz uyanık dolu, suların azaldığı yerlerde stokçuluk yapan bir sürü adam harıl harıl su depolayıp tüketimi hepten arttırmış olabilir. Neyse, ben de kendimce neden işe yaramadığını söyleyeyim; baktılar ki insanlarımızı bilgilendirmek veya bilinçlendirmekle bu işi çözemiyorlar, suya %130-140 gibi zam yaptılar doğrudan tüketim azaldı.</p>
<p><span id="more-16"></span>Bu işin bir de  gündelik yaşamımızdaki etkisi var. İşyerlerindeki ortamı ve yorumları tahmin edebiliyorum, mesai yeni başlarken çayın üstüne internetten sabah haberleri okounurken bu barajların doluluk oranı üzerine güzel yorumlar yapılır. Mesela kendimce bazı yorumlar sunayım:</p>
<p>- Gördün mü İstanbuldaki barajların seviyesi dünden beri %1 daha azalmış. Ankaralıların hali de hiç iyiye gitmiyor baksana suları bitti bitecek.<br />
-  Ya geçen hafta yağan yağmur doldurmadı mı barajı?<br />
- Olur mu öyle bir yağmurla, sadece barajın azalmasını durdurabilmiştir, dolması için daha çok yağış gerekli.<br />
- Geçen gün gazeteden okudum, zaten barajları özellikle kar suları dolduruyormuş, yağmur çok da etkili değilmiş.<br />
- Peki bu kadar insnan boşuna mı yağmur duası ediyor.<br />
- Su sudur ikisi de doldurur bence, he heee&#8230;<br />
- Dua ile olmaz bu işler, tedbir alınmalı. Bir sürü dere yatağı deniz gidiyo, çevir bunları barajlara bak bakalım su sıkıntısı kalıyor mu.<br />
- Havadaki nemden içme suyu yapma makinası vardı, artık su biterse ondan alırız.<br />
- Bak işte kendi ağzınla söyledin, sırf bu aletleri satmak ve suya zam yapmak için yaygara koparıyorlar, yoksa su sorunu falan yok. Hani niye bitmedi şu son %1-2?<br />
- Su sorunu var tabiki, sebebi de küresel ısınma. Çevreye dikkat etmeyin, sıkın parfümleri fosur fosur sonra komplolar uydurun, yok öyle yağma.<br />
- Ne alakası var canım küresel ısınma öyle bir günde mi oluyor, bu kuraklık bu yıla has bir durum. Gelecek yıllarda bak nasıl da şarıl şarıl akıyor sular. Tabi çevreyi de korumak lazım ama yanlış bilgilenmeyelim di mi?<br />
- &#8230; vs. vs.</p>
<p>Bu muhabbetler uzar da uzar. Velhasıl barajların doluluk oranınını bilmek halkımızın pratikte pek de bir işine yaramıyor. Güneşte meydana gelen irili ufaklı patlamaların günlük istatistikleri bile daha yararlı olabilir, en azından radyasyonun ya da manyetik kirliliğin yüksek olduğu zamanları bilir ona göre güneşe çıkar ona göre tedbir alırız. Yoksa bu güneş patlaması raporlarını ben mi yayınlasam ne?</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=16&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/10/18/barajlarin-doluluk-orani/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümler ve Toplum</title>
		<link>http://www.alicihan.com/2007/09/29/15/</link>
		<comments>http://www.alicihan.com/2007/09/29/15/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 29 Sep 2007 13:24:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>alicihan</dc:creator>
				<category><![CDATA[Toplumsal]]></category>
		<category><![CDATA[cinayetler]]></category>
		<category><![CDATA[haberler]]></category>
		<category><![CDATA[küresel ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[ölümler]]></category>
		<category><![CDATA[Ölümler ve Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[savaşlar]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.alicihan.com/2007/09/29/15/</guid>
		<description><![CDATA[Yakın bir zamana kadar ölüm ve öldürme bu kadar sıradan mıydı? Bilmiyorum ama günümüzde cinayetler ve ölümler çok sık karşılaştığımız olaylar haline geldi. Elbetteki bunda en büyük pay sahibi gelişen iletişim teknolojileri. Hep olumlu yönlerinden bahsederdik ama böyle olumsuz yönlerinden de yeri geldiğinde bahsetmek lazım. Haberleri izlediğimizde ya da okuduğumuzda o kadar çok ölüm haberiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yakın bir zamana kadar ölüm ve öldürme bu kadar sıradan mıydı? Bilmiyorum ama günümüzde cinayetler ve ölümler çok sık karşılaştığımız olaylar haline geldi. Elbetteki bunda en büyük pay sahibi gelişen iletişim teknolojileri. Hep olumlu yönlerinden bahsederdik ama böyle olumsuz yönlerinden de yeri geldiğinde bahsetmek lazım. Haberleri izlediğimizde ya da okuduğumuzda o kadar çok ölüm haberiyle karşılaşıyoruz ki artık olağan hale geldi herkes için. Bu haberler adli cinayet haberleri olabileceği gibi savaşlar, trafik kazaları, hastalıklardan dolayı v.b. olarak da karşımıza çıkıyor. Farklı formlarda da olsa sonuçta hep kaybedilen insanlardan bahsediliyor. Tüm bunların içinde savaşlardan dolayı yaşamını yitirenler en çok öne çıkanı. Cinayet işleme ve savaşta düşmanı öldürma kavramlarını birlikte ele alarak konuyu biraz daha detaylandıracağım.</p>
<p>Toplumumuzda veya dünyadaki diğer toplumlarda  insanlarda (özellikle erkeklerde) silah veya kesici alet taşıma eğilimi vardır. Cinayetlerin hemen hepsi de bunlarla işlenir. Oysa asıl nokta  cinayeti işleyendir.  Yani katillik silahın veya bıçağın değil insanın bir özelliğidir.  Başkasını öldürme davranışını gerçekleştirecek kadar kendi türüyle düşmanlaşan ve kendi benliğiyle inatlaşan insanların özelliğidir. <span id="more-15"></span>Öldürme ve ölümlere alışma durumun olağanlaşması ve kolay benimsenmesi durumu, bu özellikteki kişi sayısında artış yaratabilir. Öldürmenin haberlerde duyduğumuz kadarıyla kolay olduğunu kesinlikle düşünmüyorum hatta cinayeti eyleme dökmenin normal bir bireyin sınırlarının çok ötesinde olduğunu da iddia ediyorum. Yeryüzünün belki de gördüğü en çok insanın katledildiği savaş olan 2.Dünya Savaşı&#8217;nda bile karşısındaki insana öldürmek amacıyla ateş eden asker sayısı %5 in altında kalıyormuş. Hatta günümüz ABD ordusunun askerleri seçerken dikkat ettiği en önemli kriterlerden birisi adam öldürmekte tereddüt etmeyecek nitelikte bir kişilik olmasıdır. Devlet politikalarından bizzat hiç hoşlanmadığım ABD&#8217;nin bu işe bu kadar kafa yorarak seçtiği askerler dahi çatışamalarda öldürme amaçlı saldırılarda ateş ederken çok büyük bir oranda tereddüt yaşıyorlar. Öldürmeye alıştırılmak için plastik mermiler ve çelik yeleklerle kendi aralarında çatışan ve birbirlerine gözlerini kırpmadan ateş eden bu askerler gerçek mermi ile cephede düşmanı öldürmek amaçlı ateş ederken mutlaka zorlanıyor. Varmak istediğim nokta şu ki; günümüzün en saldırgan ordularındaki askerler bile doğal bireysel gelişimleri gereği, insan öldürmek konusunda kesinlikle kafalarında bazı engellerle karşılaşıyorlar. İşte sorun, bu engelin kafadan kalktığı noktada başlıyor. Baskı altında, zorunlu olarak ya da kazara bir cana kıymaktan bahsetmiyorum. Tereddüt etmeden birini öldürecek bireylerden söz ediyorum. Toplum için kesinlikle çok tehlikeli bireyler olduklarına hiç şüphe yok. Hangi milletten hangi devletten ya da hangi ordudan olduğu öenmli değil. Bu bireyler insanlık için tehdir durumundalar. Toplumlar bu tip insanların arınarak düzgün bir yaşamın sağlandığı ortamlarken ordular bu tip insanların yetişmesi için çaba sarfeden kurumlar durumunda. Buradaki en önemli nokta, adam öldürme mesleğindeki bu askerlerin öldürme güdüsü sadece ülkesine tehdit olarak gördüklerine yöneltilmiştir. En azından bu şekilde olması gerekir. Ama yine de toplumsal çelişkisini koruyor. Çünkü öldürmeye şartlandırılmış bireyleri kültürel birikim ve bilgi açısından yeterince geliştirmezseniz bu güdü kişisel çıkarlar için kullanılmaya çok hızlı dönüşebilir. Aynı şekilde devletin veya ordunun kontrolünü elinde bulunduranlar tarafından kendi çıkarlarına ters düşenler devlet düşmanı gibi hedef gösterilebilir ki günümüzde her iki durumla  karşılaştığımız olaylar olabiliyor.</p>
<p>Sonuç olarak, bir yandan toplumların içindeki katil ruhlu bireylerin arınmasına çalışılırken, bir yandan da askeri eğitimin psikolojik boyutu dikkatle ele alnımalıdır. Eğer bu noktalarda özen gösterilmezse ki son yıllardaki askeri rekabet ve silah piyasasının ekonomik getirileri gibi nedenlerle büyük ülkelerde bu durum ihmal edilmeye başlandı, toplumsal çelişkilerin katiller lehine artması söz konusu oalcaktır. Bunun da insanlık için iyi olmayacağı aşikardır.</p>
<img src="http://www.alicihan.com/?ak_action=api_record_view&id=15&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.alicihan.com/2007/09/29/15/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
