Google Kullanma Kullandırtma!

no-to-google

No to Google

Ülkemizde bir moda olan “xxx ülkesinin mallarını boykot” kampanyasına ben de Google boykotu ile katılmayı düşünüyorum. Sebebi ise artık dev bir online çöplük olan google ın tamamen yanlış ve saçma arama sonuçları vermesi. Konuyu biraz daha geriden ele alarak yazayım. İnternetin ülkemizde hızla yayıldığı 1996 ve 2000 yılları sürecinde çoğu insanımız yahoo yu bilirdi. Internet demek yahoo demekti ve girip orda ne konuda bilgi edinmek isterseniz yazardınız. Zaten başka şekilde link yazarak bir siteye gitmek imkansız gibiydi çoğu kişinin gözünde. Hatta bu kavrama çoğu kişi oldukça yabancıydı. Ancak yahoo kısa süre içinde hızla şişmeye başladı. Ana sayfa, yüzlerce linkin olduğu, haberlerin, maillerin magazinin olduğu, kocaman bir karamaşaydı artık. Tam da bu sıralarda google projesinden bahsedilmeye başlandı. Sayfayı ilk gördüğümde ben de büyülenmiştim. Sadece bir “text-box” ve “search” butonu. İşte budur demiştim.  (more…)

“FERMAT’nın Son Teoremi”

Fermat nın Son Teoremi

Fermat'nın Son Teoremi

Gerek kurgusu gerek içeriği ile çok beğendiğim bir kitap. Meşhur Fermat Teoreminin hikayesini mükemmel bir şekilde anlatan bu kitabı, içindeki matematiksel teoremlerin hiçbirini atlamadan  bir solukta okudum. Kitabı elinize alıp gözattığınızda bir matematik kitabı imajı veriyor ve özellikle matematiğe yabancı dimağları korkutabiliyor. İlk bölümlerde hikayeyi eski yunandan başlatıp günümüze kadar mükemmel bir ustalıkla işleyen ve değindiği her konunun aslında Fermat’nın teoremi ile bir şekilde ilişkisi olduğunu sunan üslubuyla, bu teoremleri sunan matematikçilerin yaşamlarını da çok iyi işleyerek ilerliyor. Bu yaşamlardan, matematiğin ötesinde de bir çok bilgi ediniyoruz. Bahsedilen matematikçilerden bir çoğu tanıdık bildik isimler; Pisagor, Euler, Cauchy, Lagrange, Gauss, Alan Turing, John von Neuman. Bunlara bir çok önemli ve yeni isim ekliyoruz ki bunların en önemli üç tanesi Taniyama, Shimura ve Andrew Wiles.

Simon Singh’in kitabı özellikle bilimsel veya teknik alanlarda çalışan herkes için tam bir ilham kaynağı olmanın ötesinde aynı zamanda bir yol gösterici ve bir rehber. Büyük dehaların nasıl yılmadan çalıştıklarını, amaçlarına ulaşmalarındaki kararlılıkları ve bilimin gelişiminin önemli adımlarını görüyoruz. Aynı zamanda bilimsel duraklama hatta gerileme dönemlerinin hangi bağnazlıklar sonucu olduğunu insalığa zarar veren sapkın fikirlerin  nasıl bilime karşı savaş verdiğini de görüyoruz. (more…)

“Bilim ve Teknik” Haziran Sayısı

Bilim ve Teknik Haziran

Bilim ve Teknik Haziran

Meşhur, aylık popüler bilim dergimiz olan Bilim ve Teknik’ten bahsedeceğim. Bir süredir dergiyi takip etmiyordum ancak şu son evrim tartışmalarından sonra Haziran ayında yeniden kapak konusu evrim olunca biraz da inadına derginin Haziran sayısını aldım. Gerçekten çok güzel bir sayı ve ben görmeyeli bilim teknik dergisi oldukça güzel bir tarza da kavuşmuş. Yazıları ve içeriği ile oldukça okunaklı ve ilgi çekici. Özellikle Haziran sayısı sadece evrim kapak konusu ile çıkmamış amiyane tabiriyle evrim karşıtlarına da kapak olmuş.

Oldukça geniş yer ayrılmış evrim konusuna ve genetikten sanata, dilbilimden virüslere kadar çeşitli başlıklarda evrim ele alınmış. Özellikle virüsler ile ilgili olan yazı gerçekten çok güzel bir konuya çok güzel bir şekilde değinmişti. Zaten önyazısını okuyunca gerisini de getiriyorsunuz. 2003 yılındaki gen haritası çalışmalarından elde edilen çok ilginç bir bulgudan bahsediyordu. İnsan DNA’sının %8 gibi önemli bir kısmını, milyonlarca yıldır insan türünü hedef alan virsülerin kalıntılarının oluşturduğundan bahsediyordu. İnsan DNA’sının bir parçası haline gelen bu virüslerin insan kökeni hakkında nasıl fikir verdiğini de açıklıyordu. Daha fazla “Spoiler” vermeyip dergiyi tükenmeden edinmezi tavsiye edeceğim.

Yeni Yöntemle Verilerinizi 1 Milyar Yıl Saklayabileceksiniz

Berkeley’deki California Universitesinden bir grup araştırmacı, karbon-nanotüp tabanlı yeni bir teknikle 1 milyar yıldan daha uzun süre korunacak bir veri depolama yöntemi geliştirdiğini belirtiyor. Yazılarından aladığım kadarıyla henüz teorik bir aşamada ancak fikir güzel.

Genel olarak depolanan verilerin miktarı arttıkça ve depolama aygıtlarının boyutları küçüldükçe saklanma ömürlerinin kısaldığı noktasından hareket edilmiş. Güzel de örnekler vermişler mesela taş yazıtlardaki bilgilerin 4000 yıla yakın bir süredir okunabildğini, oysa çok özel veri depolama yöntemleri ile atomik boyutlarda depolanan verilerin oda sıcaklığında bir kaç dakika ömürlerinin olduğunu söylemişler. Ayrıca günümüzün yaygın dijital veri depolama yöntemi olan Sabitdiskler için veri depolama ömrü 10-30 yıl civarında. Bu yöntemde ise hem veri saklama alanı küçültülecek hem de saklanması hedeflenen veri miktarı oldukça arttırılmış olacak. Bir 1 cm2 büyüklüğünde bir alanda 15,5GB civarı veri saklanması hedefleniyor. Özellikle arşiv amaçlı veri saklanması gereken alanlarda kullanılması düşünülüyor.

Eğer bu yöntemde başarı sağlanırsa bir kaç yüz milyon yıl sonra bizim blog yazılarımız tarihin karanlık dönemleri olan günümüze ışık tutabilir. O zamanın gelişmiş zekası mı deriz, makinası mı deriz artık bilinmez ama o zamanın hakim bilinçleri verilerimizi deşifre edip okuyabillirler.

“Google Wave”

Google wave ss

Google Wave

Google’ın en yeni (hatta henüz yapım aşamasında olan) hizmeti. Google ürün geliştirme ekibi temel bir fikirden hareketle web üzerinden iletişimde daha etkili bir yöntem için kafa yormuş ve ortaya çıkacak hizmet ise “google wave” olarak adlandırılmış. Hareket edilen temel düşünce, “e-mail günümüzde icat edilseydi nasıl bir yapıda olmalıydı” fikridir. İlk incelemelerimde google wave in e-mail’e alternatif olmaktan öte msn in ve facebook un bazı avantajlarını taşıyan API yapısı ile de yazılımcılara eklenti yazma sçeneği sunacak olan bir çeşit gelişmiş sosyal ağ protokolü diyebilirim. Aslında prtokol olduğunu benden çok google söylüyor. Google wave’in bir google ürünü olarak kalmasını değil,  standartlarının belirlenip kendi wave  sunucularınız üzerinde kendi eklentilerinizle de kullanabileceğiniz bir protokol olmasını hedefliyorlar. Yani microsoft ta kendi wave sunucularını kurup microsoft wave adını verebilir. Tabiki asıl nokta wave protokolü ile çalışan herkes birbiri ile iletişim halinde olacaktır. (more…)

Sayfa 2 - Tümü 512345