Askerlik Kavramına Eleştirel Bakış ve TSK

ordu, askerHayatımın en ilginç, en gereksiz ve en farklı dönemlerinden birini (askerliği) yaşayan biri olarak aklımdakileri yazarak işe başlayayım. Tabi ki yazımı yazarken “toplumu askerlikten soğutmak” gibi bir suçu işlemek istemem. Buna rağmen belirtmem gereken bir nokta var ki o da askerliğin özellikle üniversite mezunu çoğu kişi için çok ciddi bir kayıp olduğudur. Size ne söylenirse söylensin gelirken size anlatılanlardan çok çok farklı bir ortamla karşılaşacaksınız. Çünkü askerlik tek bir biçimde icra edilmiyor, tamamen bulunduğunuz yerdeki fiziki koşullara ve daha da önemlisi rütbelilere bağlı olarak inanılmaz değişkenlik gösteriyor. Bende de olduğu gibi çoğu kişi mutlaka askerliğin kendilerine bir şeyler katabileceği beklentisi ile gidiyor. Elbetteki askere gidip de kendi kişiliğinize ve hayat tecrübenize yenilikler katabilirisiniz ancak ben şahsen bu tecrübeyi edinmek için bu kadar eziyete katlanmanın gereksiz olduğunu düşünüyorum. Üniversite veya yatılı okul gibi toplu yaşanan yerlerde bulunan ve ailesinden ayrı kendi ayakları üstünde durmaya alışan bir insan zaten bu tecrübeyi edinmiş oluyor. Bunların ötesinde ordunun işleyişi ile ilgili de eleştirilerimi sunmak isterim. (more…)

Yeni Medya ve Postmodern Bilgi Kirliliği

Çoğumuz, gün geçtikçe medyanın ayrı bir ekonomik, siyasi ve psikolojik güç olduğunun farkındayız. Ancak farkında olmamız gereken diğer bir konu da elinde tuttuğu bu gücü arttırmak için kullandığı yöntemleri de sürekli geliştirdiğidir. Şimdiye kadarki süreçten biliyoruz ki çok geniş bir kitleye erişebilme gücü en etkili silahıydı. Bu erişimi görsel ve basılı araçları ile sürekli en üst düzeyde kullanıyordu. Bu kitle hakimiyeti internet gibi daha özgür, daha bireysel ve de daha ucuz bir ortamda yıpranmaya başladığını görmüştük. 2006-2007 süreci ise genel olarak basının kitle kontrolüne yeni bir araç olarak interneti de eklemesi ile bir nevi zafer dönemi olarak önümüzdeki basın diktatörlüğü sürecinin habercisi oldu.
(more…)

“Haydi Gel Bizimle Ol”

Haydi gel bizimle ol, NTVNTV de yeni bir program yayayına başlamış, “Haydi Gel Bizimle Ol”. Bu programı izlerken kafama takılan bir kaç noktadan bahsedeyim. Öncelikle Pınar Kür adlı hanımefendinin alakalı alakasız her konuda “Ben 68 Baharında Fransa’daydım” açıklamasından başka söyleyecek birşeyi yok gibi. Halktan çok kopuk ve yozlaşmış burjuva entellektüeli olmayı solculuk sayan ve bundan prim yapan birisi. Buna karşın bir de Aysun Kayacı var. Magazin dışında herhangi bir konuda konuşulduğunda ise, bu güzel kızımızın surat ifadesi gerçekten görmeye değer. Matrix filminde Neo’ya bilgi yüklenirken suratı şekilden şekile giriyor, kaşı gözü oynuyor, kirpikleri titriyor ve yüzü kasılıyordu. Fazla bilgi Aysun Hanım’da böyle bir aşırı yükleme etkisine neden olmuşçasına bir anda susup dinlemeye başlıyor ve bu esnada Neo gibi tepkiler veriyor. (more…)

Barajların Doluluk Oranı

Barajların doluluk oranıÖzellikle bu yıl hayatımıza yeni bir kavram daha girdi, “barajların doluluk oranı” kavramı. Hava durumunda verilen bu oranlar artık herkesin daha çok ilgisini çeker oldu. Hatta hava sıcaklığından, yağmurdan veya kardan daha çok takip ediliyor yorumlar yapılıyor. Ne amaçla insanları bundan haberdar ettiklerine tam bir yorum getiremesem de sanırım şunu demeye çalışıyorlar; “bakın azalıyor sular, artık daha dikkatli kullanın.” Biz de, oranlar cidden düşmüş diye düşünüp daha dikkatli olacaktık ama gördüğüm kadarıyla işe yaramadı. Hatta tersi bir etki bile yaratmış olabilir. Malum memleketimiz uyanık dolu, suların azaldığı yerlerde stokçuluk yapan bir sürü adam harıl harıl su depolayıp tüketimi hepten arttırmış olabilir. Neyse, ben de kendimce neden işe yaramadığını söyleyeyim; baktılar ki insanlarımızı bilgilendirmek veya bilinçlendirmekle bu işi çözemiyorlar, suya %130-140 gibi zam yaptılar doğrudan tüketim azaldı.

(more…)

Ölümler ve Toplum

Yakın bir zamana kadar ölüm ve öldürme bu kadar sıradan mıydı? Bilmiyorum ama günümüzde cinayetler ve ölümler çok sık karşılaştığımız olaylar haline geldi. Elbetteki bunda en büyük pay sahibi gelişen iletişim teknolojileri. Hep olumlu yönlerinden bahsederdik ama böyle olumsuz yönlerinden de yeri geldiğinde bahsetmek lazım. Haberleri izlediğimizde ya da okuduğumuzda o kadar çok ölüm haberiyle karşılaşıyoruz ki artık olağan hale geldi herkes için. Bu haberler adli cinayet haberleri olabileceği gibi savaşlar, trafik kazaları, hastalıklardan dolayı v.b. olarak da karşımıza çıkıyor. Farklı formlarda da olsa sonuçta hep kaybedilen insanlardan bahsediliyor. Tüm bunların içinde savaşlardan dolayı yaşamını yitirenler en çok öne çıkanı. Cinayet işleme ve savaşta düşmanı öldürma kavramlarını birlikte ele alarak konuyu biraz daha detaylandıracağım.

Toplumumuzda veya dünyadaki diğer toplumlarda insanlarda (özellikle erkeklerde) silah veya kesici alet taşıma eğilimi vardır. Cinayetlerin hemen hepsi de bunlarla işlenir. Oysa asıl nokta cinayeti işleyendir. Yani katillik silahın veya bıçağın değil insanın bir özelliğidir. Başkasını öldürme davranışını gerçekleştirecek kadar kendi türüyle düşmanlaşan ve kendi benliğiyle inatlaşan insanların özelliğidir. (more…)

Sayfa 3 - Tümü 41234