Yeni Medya ve Postmodern Bilgi Kirliliği

Çoğumuz, gün geçtikçe medyanın ayrı bir ekonomik, siyasi ve psikolojik güç olduğunun farkındayız. Ancak farkında olmamız gereken diğer bir konu da elinde tuttuğu bu gücü arttırmak için kullandığı yöntemleri de sürekli geliştirdiğidir. Şimdiye kadarki süreçten biliyoruz ki çok geniş bir kitleye erişebilme gücü en etkili silahıydı. Bu erişimi görsel ve basılı araçları ile sürekli en üst düzeyde kullanıyordu. Bu kitle hakimiyeti internet gibi daha özgür, daha bireysel ve de daha ucuz bir ortamda yıpranmaya başladığını görmüştük. 2006-2007 süreci ise genel olarak basının kitle kontrolüne yeni bir araç olarak interneti de eklemesi ile bir nevi zafer dönemi olarak önümüzdeki basın diktatörlüğü sürecinin habercisi oldu.
(more…)

“Haydi Gel Bizimle Ol”

Haydi gel bizimle ol, NTVNTV de yeni bir program yayayına başlamış, “Haydi Gel Bizimle Ol”. Bu programı izlerken kafama takılan bir kaç noktadan bahsedeyim. Öncelikle Pınar Kür adlı hanımefendinin alakalı alakasız her konuda “Ben 68 Baharında Fransa’daydım” açıklamasından başka söyleyecek birşeyi yok gibi. Halktan çok kopuk ve yozlaşmış burjuva entellektüeli olmayı solculuk sayan ve bundan prim yapan birisi. Buna karşın bir de Aysun Kayacı var. Magazin dışında herhangi bir konuda konuşulduğunda ise, bu güzel kızımızın surat ifadesi gerçekten görmeye değer. Matrix filminde Neo’ya bilgi yüklenirken suratı şekilden şekile giriyor, kaşı gözü oynuyor, kirpikleri titriyor ve yüzü kasılıyordu. Fazla bilgi Aysun Hanım’da böyle bir aşırı yükleme etkisine neden olmuşçasına bir anda susup dinlemeye başlıyor ve bu esnada Neo gibi tepkiler veriyor. (more…)

Barajların Doluluk Oranı

Barajların doluluk oranıÖzellikle bu yıl hayatımıza yeni bir kavram daha girdi, “barajların doluluk oranı” kavramı. Hava durumunda verilen bu oranlar artık herkesin daha çok ilgisini çeker oldu. Hatta hava sıcaklığından, yağmurdan veya kardan daha çok takip ediliyor yorumlar yapılıyor. Ne amaçla insanları bundan haberdar ettiklerine tam bir yorum getiremesem de sanırım şunu demeye çalışıyorlar; “bakın azalıyor sular, artık daha dikkatli kullanın.” Biz de, oranlar cidden düşmüş diye düşünüp daha dikkatli olacaktık ama gördüğüm kadarıyla işe yaramadı. Hatta tersi bir etki bile yaratmış olabilir. Malum memleketimiz uyanık dolu, suların azaldığı yerlerde stokçuluk yapan bir sürü adam harıl harıl su depolayıp tüketimi hepten arttırmış olabilir. Neyse, ben de kendimce neden işe yaramadığını söyleyeyim; baktılar ki insanlarımızı bilgilendirmek veya bilinçlendirmekle bu işi çözemiyorlar, suya %130-140 gibi zam yaptılar doğrudan tüketim azaldı.

(more…)

Ölümler ve Toplum

Yakın bir zamana kadar ölüm ve öldürme bu kadar sıradan mıydı? Bilmiyorum ama günümüzde cinayetler ve ölümler çok sık karşılaştığımız olaylar haline geldi. Elbetteki bunda en büyük pay sahibi gelişen iletişim teknolojileri. Hep olumlu yönlerinden bahsederdik ama böyle olumsuz yönlerinden de yeri geldiğinde bahsetmek lazım. Haberleri izlediğimizde ya da okuduğumuzda o kadar çok ölüm haberiyle karşılaşıyoruz ki artık olağan hale geldi herkes için. Bu haberler adli cinayet haberleri olabileceği gibi savaşlar, trafik kazaları, hastalıklardan dolayı v.b. olarak da karşımıza çıkıyor. Farklı formlarda da olsa sonuçta hep kaybedilen insanlardan bahsediliyor. Tüm bunların içinde savaşlardan dolayı yaşamını yitirenler en çok öne çıkanı. Cinayet işleme ve savaşta düşmanı öldürma kavramlarını birlikte ele alarak konuyu biraz daha detaylandıracağım.

Toplumumuzda veya dünyadaki diğer toplumlarda insanlarda (özellikle erkeklerde) silah veya kesici alet taşıma eğilimi vardır. Cinayetlerin hemen hepsi de bunlarla işlenir. Oysa asıl nokta cinayeti işleyendir. Yani katillik silahın veya bıçağın değil insanın bir özelliğidir. Başkasını öldürme davranışını gerçekleştirecek kadar kendi türüyle düşmanlaşan ve kendi benliğiyle inatlaşan insanların özelliğidir. (more…)

Yazı Yazma Sorunsalı

Başlıkta kullandığım üslup ile belki havaya girer de bir yazar edasıyla işe girişir birşeyler çıkartırım diye düşünüyorum. Sürekli teknik işlerle uğraşmaktan yazı yazamaz düşüncelerimi aktaramaz olmuşum. Neredeyse bir programalama dilinde ifade edeceğim kendimi. Bir akadaşım bana yazı yazmanın en güzel yolu olarak aklıma gelen ilginç konulardaki fikirlerimi not almamı daha sonra fırsat bulunca yazmamı önermişti. Her ne kadar gün içinde fikirlerimi not almaya fırsatım olmasa da aklımdan geçenlerin hemen hepsi ya teknik bir konuda ya da siyasi olaylarla ilgili yorumlar ki siyasi olanları buraya yazarsam herhalde ömrümün geri kalan kısmında hem okumaya hem de yazmaya bol bol vaktim olur. Teknik konularda ise kendimi frenlemekte zorlanıyorum ama yazmamaya and içtim kendimce. Bari burda olmasın değil mi? Hatta dayanamadım ilk ciddi yazılarımdan birini yine C Programlama dili ile ilgili yazdım. Geçen gün de çok zor temizlediğim bir trojan hakkında yazacaktım, en azından aynı sorunla karşılaşanlara çözüm sunarım diye ama sonra vazgeçtim. Nedir bu saplantı yani, siteye yeni sayfa ekliyorum PC Donanım diye. Oysa şiirler, edebi yazılar falan olsa daha da bi güzel olacak ama kafayı yamultmuşuz tek tarafa çalışa çalışa (ki ağır aksak çalışıyor son zamanlarda) iyice paslanmış beynimin duygusal kısımları. Biraz daha antrenmanla güzel işler çıkacak, biraz daha bekleyeyim kendimi.

Sayfa 4 - Tümü 512345